AKP iktidarı adeta hukuk devletine karşı işlenebilecek en ağır cürümlerin tarihini yazıyor!
Uzun zamandan beri boş bulunan 23 Yargıtay ve 9 Danıştay üyesini Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu dün de seçemedi.
Çünkü kurulun karar alabilmesi için Adalet Bakanlığı Müsteşarı veya yardımcısının toplantıya katılması gerekiyor.
Katılmadılar ve seçimi bloke ettiler. Sebep?..
İktidarın bağımsız kurumlara tahammülü yok. Her yer onların olsun istiyorlar. “Seçilecek üyeler bizden olmayacaksa koltukları boş kalsın” mantığıyla hareket ediyorlar.
Bu kafa Sayıştay’daki 7 boş üyelikle ilgili seçimi de bir yıldır savsaklıyor.
Yargı her dönemde bağımsızlığı için kavga vermeye mecbur kalmıştır. Ama hedef olduğu baskı hiç bugünkü gibi tecavüz boyutuna dayanmamıştı.
Sadece yargı mı?
Hayır, din sömürüsüne dayalı vaatlerini gerçekleştirmek isteyen AKP’nin yargı kadar takıntılı olduğu bir başka kamu kurumu YÖK’tür. İktidar dün iki cephede birden kavga veriyordu.
Yeni kurulan 15 yeni üniversiteye Milli Eğitim Bakanlığı’nın kurucu rektörler atamasına ilişkin yasa iptal edilmişti. YÖK her üniversite için üç adaydan oluşan listeyi, atamalarını yapması için Cumhurbaşkanı’na sundu.
Bunun üzerine Milli Eğitim Bakanlığı, Çankaya’dan çıkacak atama kararlarının meşru olmayacağına dair sert bir açıklama yayınladı.
AKP, ele geçiremediği kurumlara “düşman kaleleri” gözüyle bakıyor. Bu durumu herkes görüyor.
Yargı bağımsızlığına saygısı olmayan bir iktidarın, Cumhurbaşkanı yetkilerini hangi amaçlar için kullanacağını halkın tahmin etmemesi, bundan endişe duymaması mümkün değildir.
Ülkede tırmanan gerilimin sorumlularını AKP’den şüphe duyanlar arasında değil, partizan ve saldırgan icraatlarıyla bu şüpheleri üreten iktidar önderleri arasında aramak gerekir!
CHP’ye çağrı
Siyasi dağınıklığın bir ülkeyi radikal azınlıkların tutsağı haline getirebileceğini tarih yazıyor.
Ama birçok toplum gibi biz de bu tecrübeyi yaşayarak görme inadına kapıldık. Şimdi bedelini ödüyoruz.
Deniz Baykal’ın birkaç gün önceki narası “Başbakan’ın Cumhurbaşkanı olmaması için askeri göreve çağırdığı” biçiminde yorumlandı.
ANAP Genel Başkanı Mumcu dün Baykal’a haklı bir eleştiri yöneltti. “Bizim velinimetimiz demokrasi. Sen görevini yapma, görevinden kaç, başkalarını göreve çağır; ayıp!” dedi.
Gerçekten de CHP cumhurbaşkanı seçimi konusunda yol gösterici bir muhalefet üretmeyi başaramadı. Toplumun laik demokratik güçlerini birleştirecek imkân ortada dururken onu zorlamayı nedense akıl edemedi.
Erkan Mumcu’ya göre cumhurbaşkanını iki turlu seçimle doğrudan halka seçtirmek için hâlâ fırsat vardır.
CHP komplekse kapılmadan bu öneriye sahip çıkmalı!

