Suriye cehenneminde dün dramatik bir viraj dönüldü.
Bir binaya yöneltilen intihar saldırısı sonucu Savunma Bakanı Davud Racha ve Esad’ın eniştesi Asef Şevket hayatını kaybetti.
Bu saldırının, tırmanış gösteren iç savaş sürecini Esad rejimi aleyhine etkileyecek en yıkıcı darbe olduğu söyleniyor.
Direnişçiler artık rejimin kalbine kadar girdiklerine göre bu durum ne ifade ediyor?
Stratejistler bu noktada ayrılıyor. Bir kesim intihar saldırısını Şam’daki diktatörün sonunun geldiğine işaret sayarken karşı görüşte olanlar suikastların Esad’ın çekirdek kadrosundaki beraberliği pekiştireceğini söylüyor.
Yani her halükârda iç savaşın ateşi daha yakıcı ve öldürücü olacak demektir.
Barış ve istikrar ama nasıl?
Esad’ın ordusu saldırıdan hemen sonra “üst kademeyi öldürerek” bir yere varmaya çalışanların hayal gördüklerini iddia etti.
Birleşmiş Milletler’den yapılan açıklamada ise saldırının, harcanan barış çabalarına “trajik bir aciliyet” kattığı ifade edildi.
Başbakan Erdoğan’ın Moskova’ya planlanmış ziyaretinin Şam’daki intihar saldırısı ile aynı güne denk gelmesi, beklenen etkiyi yapmadı Rus tarafı üstünde.
Hortlayan soğuk savaşın zehirli ve tehditkâr dili, kurşun gibi ağır havası bölgemizden çıkarak dünyayı kuşatmaya başlamış bulunuyor.
Tayyip Erdoğan, BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi olmanın sorumluluğunu hatırlamasına yardımı olur diye Rusya’ya gidip Putin’le buluştu.
İki lider de barış ve istikrar amacında birleştiler sözde ama hedefe giden yollarda tamamiyle ayrıldılar.
Türkiye iyiliği Suriye’yi Esad’tan kurtarmakta arıyor. Rusya ise Suriye’yi Orta Doğu’daki tek dost ve müttefiki olarak korumakta güvence gördüğü Esad’ı kaybetmemekte buluyor.
Ateşe değen yanıyor
Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, Başbakan Erdoğan Putin’le buluşmak üzere Kremlin’e daha ulaşmadan önce bu ziyaretin kaderini belirleyen açıklamayı yaptı:
“Rusya, BM Güvenlik Konseyi’nin Suriye’de devrime desteğini ifade edebilecek bir karar alınmasına izin vermeyecektir” dedi.
Rus cephesinin, böyle bir kabalığı Suriye’nin kendileri için ne kadar vazgeçilmez olduğunu göstermek amacıyla göze aldığı bellidir.
Suriye kıyılarına yığılan Rus donanması, ABD Dışişleri Bakanı Clinton’ın Esad rejimine verdiği destek nedeniyle Rusya’nın cezalandırılması gerektiği yolundaki çağrısı, buna karşılık Lavrov’un bu çağrıyı “edepsizlik” sayması endişe yaratıyor.
Fillerin tepiştiği bir alanda bizim rolümüzün yeniden tarif edilmesinin çok yararımıza olacağını düşündürüyor.
Türkiye, Suriye iç savaşının süper güçler rekabetiyle boyutlandığı bir süreçte aktif taraf olma iddiasını yeniden gözden geçirmelidir.
Bu yangın büyürse ateş bizi içine almamalı.
Çünkü bu devrin savaşlarında galip taraf olmuyor. Ateşe değen yanıyor, tüm taraflar kaybediyor. Unutmamak lâzım...
Rusya değişmez!
Haberin Devamı

