Cumhuriyet yağmalanmış vatanı kurtaran, yere düşen onuru ayağa kaldıran kahramanların ödülüdür.
Mirasçıları olarak bu en büyük bayramın yaratıcılarını sevinç ve gurur içinde minnetle anmamız gerekirken bugün biraz şüphe, biraz suçluluk duyuyoruz.
Çünkü Cumhuriyet rejimi, 84 yıllık geçmişinde benzeri görülmedik tehlikelerle karşı karşıyadır.
Dikkatimiz bugünlerde bölücü terör ekseninde gelişen fesada yönelmiş durumdadır ama irtica da en az onun kadar vahim bir tehlike oluşturuyor.
PKK terörünün toplumda yarattığı öfke ve nefret gerici örgütlenme ile büyüyen tehlikeyi dikkatlerden uzak tutuyor.
Şu uyarıcı tespitler Ahmet Necdet Sezer’in Cumhurbaşkanı olarak yaptığı son önemli konuşmada yer almıştı:
“Toplumsal ve bireysel yaşamda sergilenen çağ dışı görüntüler, dinci fetvalar, saldırılar, kamusal alanlarda türban kullanılmamasına ilişkin tüm yüksek yargı kararlarına karşı tutumlar, görevi din adamı yetiştirmek olan okulları bitirenler ile tarikat ve cemaat mensuplarının devletin her kademesine yerleştirilmeye çalışılmaları, Türkiye’nin nereye götürülmek istendiğinin anlaşılması için yeterli olacaktır.”
Bu cüret nereden?
Dün Eğitim-İş Genel Başkanı Yüksel Adıbelli, milli eğitime Diyanet’ten eleman taşındığını, yönetici atamalarının da yüzde 80’inin 2-3 yıllık din öğretmenleri arasından yapıldığını söylüyordu.
Eskiden “Atam, izindeyiz” demek bir övünçtü. Şimdi onu inkâr etmek marifet sayılır oldu.
Türkiye fiziki olarak büyümesine rağmen niçin ruh olarak düşmana korku, dosta güven veren bir gücü yansıtamıyor; sebebini burada aramak lâzım.
Günümüz siyasetçileri, bölücülerin aklını çelerim hesabıyla “Türk Milleti” kavramının içini boşalttılar. Milletin yerini hiç “vatandaş” alabilir mi?
Yığınları millet yapan değerleri harcadığınız zaman geriye kuru kalabalık kalır. O zaman da bugünkünün yarısı kadarken Türkiye dendiğinde dizleri titreyen aşiret reisleri “Türkiye benimle masaya otursun” diye meydan okumaya başlar!
“Nutuk”u okusunlar
“Ilımlı İslâm Cumhuriyeti” diyorlar Türkiye’ye... Bu patentin sahibi Amerika’dır.
Amerika bu patentle iktidarına destek verdiği AKP’ye gerçekten dost olsaydı onun sorumluluk döneminde 3-5 bin bölücü teröristi bu kadar kollayarak Türkiye için tehdit konumuna getirmezdi.
Düşüş, “Ilımlı İslâm Cumhuriyeti” benzetmesi yapılır yapılmaz Başbakan Erdoğan’ın bir Atatürk genci gibi tepki göstermemesi ile başladı.
Sonra petrole tapan Bush yönetimi Türk Milleti’nin onuruna saygı gösterecek yerde AKP iktidarına “bizim çocuklar” gözüyle baktığı için Irak Kürtleri ile Kore’den beri silâh arkadaşı olan 70 milyonluk Türkiye’yi bir tuttu.
Bu ülkenin geçmişi, bugünü, yarını var. Her şeyi, her şeyi var. Sorunu, tek eksiği, yönetenlerinin ruhundaki sapma ve bozulmadır.
İktidar sahiplerine, ihtiyaçları olan en önemli şeyleri Atatürk’ün “Nutuk”unda bulabileceklerini söyleyebilirim.
Nutuk’u okul kitaplarından çıkaracakları yerde kendileri bir okusunlar.
Okurlarsa eminim, çocuklarına da okutacaklardır!
Ruh eksildi!
Haberin Devamı

