Başbakan, imam hatip okullarını savunurken kendini "kalite garantisi" olarak gösteriyor. YÖK yasasını laikliğe aykırılığı nedeniyle veto eden Cumhurbaşkanı'na cevap verirken şöyle demiş:
"Bugüne kadar laikliğe aykırı olmayan bu okullar bugün nasıl aykırı oldu? Ben imam hatip mezunuyum. Laikliğin savunucusuyum."
Belli ki veto gerekçesini iyi okumamış. Cumhurbaşkanı bu okulların doğru bir amaç için kurulduğunu, fakat sonra laik eğitime alternatif kurumlan haline getirilerek din ağırlıklı eğitimden geçmiş bir toplum yaratma hedefi doğrultusunda saptırılıp yaygınlaştırıldığını söylüyor.
Bu yanlışı "Böyle gelmiş, böyle gitsin" diyen çarpık bir adalet anlayışı düzeltemez. Başbakan herhalde bu okulların Atatürk'e ve cumhuriyet değerlerine dostça bakmayan bir iklim etkisinde eğitim verdiğini inkâr edemez.
Neydi, ne oldu?
"Laikliğin savunucusuyum" demesi gelecek için güvence kabul edilebilir ama, aldığı imam hatip eğitimindeki kaliteyi ispatlayan inandırıcı bir ölçü değildir.
Çünkü daha düne kadar "Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor.. Millet istedikten sonra tabii elden gidecek yahu" diyordu..
Demokrasiyi "Kendilerini hedefe götürecek bir araç" olarak tarif ediyordu.. İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nde okuduğu halde "Faiz haram" diyordu.
Çünkü aldığı dini eğitimin izlerini yüksek öğretim silememişti. Demokrasi ile yeni barıştı, bu devirde faizsiz ekonomi olmayacağı gerçeğini, 50 yaşına gelince ve Başbakan koltuğuna oturunca kabul etti.
Bugünkü Tayyip Erdoğan, imam hatip okulunun değil, olsa olsa pişmanlığın ve değişimin ürünüdür.
RTE garantisi
Başbakan, imam hatip okullarını savunurken kendini "kalite garantisi" olarak gösteriyor. YÖK yasasını laikliğe aykırılığı nedeniyle veto eden Cumhurbaşkanı'na cevap verirken şöyle demiş:
Haberin Devamı

