Balyoz adı takılan plan tatbikatı senaryosu temelinde oluşan soruları mutlaka cevaplamak gerekiyor.
Çünkü kafa karışıklığı yaratma görevi üstlenmiş bir karargâh gerçekten varsa onu deşifre etmek ancak böyle mümkün olabilir.
Aksi halde kuruntular denizinde
yüzen bir toplum olarak güven duygumuzu tümüyle kaybedeceğiz.
Bildiğiniz gibi 2003 yılında 1. Ordu karargâhında bir plan semineri yapılmış, o seminerde tartışılan şeyin gerçekte bir darbe planı olduğu iddia edilmişti.
Dönemin ordu komutanı olan Emekli Orgeneral Çetin Doğan, seminerde tartışılan senaryonun cami bombalama ve kendi uçağını düşürme gibi önermeler içermediğini günlerden beri söylüyor; son olarak pazar günü Star TV’deki
“Her Açıdan”da bu iddiaları yine lânetleyerek reddetti.
“Cami bombalamayı tatbikat planlarına koymayız. Biz bunu yapacak hainlerin üstüne gideriz” dedi.
Ve gerçeklerin açığa çıkmasına yardımcı olacak katkıyı vermesi için dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ü açıklama yapmaya davet etti.
Çünkü bu seminerler yukarıdan gelen emirle hazırlanıyor ve gözlemci generallerin kaleme aldıkları sonuç raporları Genelkurmay Başkanı’nın bilgisine sunuluyor.
Böyle şey unutulmaz
Emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın çağrısına Özkök, Star yazarı Şamil Tayyar üstünden bir cevap verdi.
Ama cevabı pek aydınlatıcı olmadı.
Hatta Hilmi Özkök, cami bombalama ve kendi uçağımızı düşürme gibi konularda konuşmalar yapılıp yapılmadığı konusunda “Sonuç raporunda bunların yer aldığını sanmıyorum” demek suretiyle kesinliği tam olmayan bir ifade kullandı.
Hilmi Özkök, bulanık havanın dağılmasını sağlayacak güç elindeyken acaba bu
imkânı niçin kullanmadı?
Semineri Genelkurmay temsilcisi olarak izleyen generallerin sundukları raporda gerçekten “Bu seminerde bir darbe de tartışıldı, bir darbe planlaması yapıldı” tespiti mevcut olsa Hilmi Özkök böyle bir kaydı unutmuş olabilir mi?
Suçlamaların hedefindeki Emekli Orgeneral Doğan, sıradan bir raporu unutsa bile böyle önemli bir ihbarı bir Genelkurmay Başkanı’nın asla unutmayacağını, mutlaka hatırlayacağını söylüyor.
Fakat Hilmi Özkök “Seminerin yapılmasını ben emrettim” dediği halde, suçlamaları geçersiz kılacak adımı atmıyor. Gerekçesi de şu:
“Söz konusu olayların benim görev zamanımda vuku bulmuş olması nedeniyle söyleyeceklerim savcıları çok etkileyecektir. Soruşturma safhasının gizliliği de ihlâl edilmiş olacaktır.”
Dar alanda paslaşma
Eğer bir haksızlık doğacak ve TSK’nın zarar göreceği bir iftira halkı zehirleyecekse, emekli Genelkurmay Başkanı olarak Hilmi Özkök’ün “soruşturmanın gizliliği batsın” deyip gerçekleri hemen
açıklaması gerekir.
Ama görüyoruz ki Özkök bunu yapmıyor.
Tartışmadan siyasi rant üretmeye çalışan politikacılar gibi konuşuyor.
Mesela Başbakan pazar günü “komutanlarla paslaştıklarını” söyledi.
Ne demek bu?
Devlet kurumları arasındaki iletişimin gelenekleşmiş bir üslubu, geleneği vardır.
Başbakan paslaşmadan ne anlıyor?
Bu bir oyun mu? Kim kime gol atıyor?
İktidar yöneticileri, komutanlarla aynı takımın oyuncuları olduklarını nihayet fark ettilerse bu ilerlemedir.
Ama yarın fikir değiştireceklerse bu “paslaşma” olayının komutanların görevlerini zorlaştıran bir ifşaat yerine geçeceğinden korkmak gerekir.
Röveşata atmak siyasetçi olduğu için Başbakan’da çok ters durmuyor ama askere hiç yakışmıyor!
Röveşata
Haberin Devamı

