Rezillik diz boyu

Haberin Devamı

Önümüzdeki seçimin bir kader seçimi olacağını eğitimli seçmenler biliyor, görüyor.

Bu bilincin 12 Haziran’a kadar tüm toplum katmanlarında uyandırılması lâzım.

Tehlike algısını, sandıktan yine tek başına iktidar olarak çıkacağı belli olan AKP’nin anayasayı tek başına değiştirecek çoğunluğu ele geçireceği korkusu körüklüyor.

Yüzde 10 barajının temsil adaletini nasıl yerle bir ettiğine 2002’de tanık olmuştuk.

O seçimde AKP yüzde 34 aldığı halde TBMM’de üçte ikilik temsil imkânı elde edebildi.

Bunun sebebi baraj altında kalan MHP’nin meclise milletvekili sokamaması kıl payı kaybettiği sandalyelerin büyük çoğunluğunu birinci parti olduğu için AKP’nin kazanması olmuştu.

İktidar yandaşları aynı kolay başarının peşine düşmüş görünüyorlar ve seçmen kitlesine MHP’nin baraj altında kalma tehlikesi yaşadığı yolunda bir kanaat aşılamaya uğraşıyorlar.

Araştırmacıların çoğu MHP’nin tehlikede olmadığını söyledikleri halde beyin yıkama kampanyası sürüyor.

Örneğin İKSara Araştırma Şirketi partilerin oy dağılımını AKP yüzde 46,4 CHP yüzde 30,3 ve MHP yüzde 13,5 olarak buldu. Buna rağmen MHP’ye yönelik kampanya hız kesmedi.

Tabii iki genel başkan yardımcısının utandırıcı bir sebeple tasfiye edilmelerine yol açan video kayıtları, Genel Başkan Bahçeli’nin dediği gibi “rezil bir tuzak” olabilir.

MHP tabanını rencide edecek olan ses ve görüntülerin bir kısım seçmeni partiden soğutması ihtimali vardır ama Bahçeli dinamik bir reaksiyon göstermiş, partiyi korumuştur.

Şimdi mesele mücadelenin dozunu tutturmaktır.

Bahçeli dün “PKK açılımına karşı çıkan federasyona itiraz eden ve yeni anayasada etnik kimliklerin kurucu unsur olarak bulunmasına asla tahammülü olmayan parti” olduğu için MHP’ye düşmanlık yapıldığını, tuzak kurulduğunu iddia etti.

Bu kadarı savunulabilir ama Bahçeli “iftiraların ve melanetin başı AKP” diyerek burada bizce ölçüyü kaçırmıştır.

Evet Türkiye’de komplo merkezleri türemiştir; bunu hissediyoruz ama, iktidarı kirli bir komplo düzenlemekle suçlayan bir parti, iddiasını kanıtlayacak tatmin edici maddi deliller ortaya koymalıdır.

Muhalefeti insafa davet ederken iktidarı da sorumlu davranmaya çağırmak boynumuzun borcudur.

Özel hayatın mahremiyetini ihlâl eden rezil kayıtları kim çekmiş, çektirmişse o kundakçıları takip etmek ve adalete vermek de Bahçeli’nin dediği gibi iktidarın namus borcudur.

Kemer altında siyaset, zavallılık ve alçaklıktır.

Türkiye bu kalitesizlikte boğulmasın. Yeter artık, ayıptır!

Demokrasi ahlâkı

Görev süresi dolan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın yerine kim gelecek?

İlk seçim önceki gün yapıldı. En yüksek oyu Yargıtay 6. Ceza Dairesi üyesi Hasan Erbil aldı (283 oy).

Sonra 6. Ceza Dairesi Başkanı Celal Altunkaynak (139 oy), 3. Ceza Dairesi üyesi Erdal Gökçen (130 oy), aynı daire üyesi Hakkı Manav (126 oy) ve 12. Hukuk Dairesi üyesi Lütfi Tombaloğlu (10 oy) sıralandılar.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nı Cumhurbaşkanı Gül belirleyecek.

Herhangi birini seçme hakkına yasal olarak sahip. Ama demokratik ahlâk rakiplerini ikiye katlamış biri dururken başkasını seçmeye izin verir mi?

Gül rektörleri seçerken kendini böyle bir değere bağlı hissetmedi.

Dileriz bu defa demokratik hukuk devleti değerlerine bağlı bir Cumhurbaşkanı gibi davranır.

Yapacağı seçim yargının ihtiyacı olan tarafsızlık ve saygınlık için çok önemlidir.

DİĞER YENİ YAZILAR