Çağın en saygın devrimcisini ölümünün 69’uncu yılında ulusça minnet duyguları ile andık.
Atatürk’ün minnetten daha fazla şeyi hak ettiğini yabancılar daha iyi takdir ediyor. Arkadaşımız Jan Devletoğlu’nun bu gerçeği belgeleyen araştırmasında bir Hint dergisinin yaptığı tespit ve kanıt olarak koyduğu iki fotoğraf değişimin mucizevi boyutlarını sergilemeye yetiyor.
Dergi “Atatürk, ortaçağda yaşayan cahil bir ülkeyi özgür ve gelişen bir Türkiye’ye dönüştürdü” derken çarşaflı kadınlar ile özgürlüğünü yaşayan, kişiliğini güvenle taşıyan kadınların resimlerini yan yana koymuş...
Cumhurbaşkanı Gül dün sabah modern Türkiye’nin kurucusu Atatürk’ün huzuruna gitti. Özel deftere önceden yazılmış “Cumhuriyeti sonsuza kadar korumaya ve yaşatmaya kararlıyız” diyen metni okuyup imzaladı.
Sonra halkını ortaçağ şartlarında yaşatan Suudi Arabistan Kralı’nın kaldığı otele gitti.
Atatürk’ü tanımlayan değerlerin neredeyse tümünün karşıtlığını temsil eden Kral’ın, uğrunda bir çok diplomatik geleneğin feda edildiği çok özel misafir konumu, Başbakan’ın da otele gitmesi, Kral’ın Gül ve Erdoğan’ı kendi fotoğrafının altında iki yanına oturtup poz vermesi ile belgeleniyordu.
Cumhurbaşkanı Gül, Sezer’in hiç yapmadığı bir şeyi yapıp Kral’ı uçağın merdiveninde karşılamış, Köşk’te ikinci resmi karşılamayı yapmış, Sezer’den yine farklı olarak Kral onuruna verdiği yemeğe eşleri davet etmemiş, şeriat rejiminin başındaki kişiye, cumhuriyetimize yararlılığı dokunanlara verilen şeref madalyasını vermişti.
Yani “zaten olan olmuş; Kral’ın dizinin dibine oturmadıklarına şükür” desek yanlış olmaz ama...
Diplomatik davranış kalıpları, ulusun onurunu korumanın şekil şartlarıdır. Devlet adamları, kişisel bağımlılıklarıyla eğip bükemezler bu kalıpları.
Gül ve Erdoğan kötü sınav vermişlerdir. “Hamdolsun, hac kontenjanını arttırdık” diye teselli bulamazlar.
Halkı ve ölüm yıldönümünde Atatürk’ün hatırasını rencide etmişlerdir!
Duman!
Adalet Bakanı Şahin, sigara yasağına niçin karşı çıktı?
İnada binse istediği siyasetçiyi tek başına iktidara getirecek kadar çok sigara tiryakisi vardır Türkiye’de. Ama Şahin’in böyle bir derdi olamaz. Partisi iktidardır ve kendisi de bakan...
“Vatandaşımızın zaten elinde bir sigarası kaldı. Ona da fazla müdahale etmeyelim” sözü neyin nesi o zaman?
Ülkenin uçtuğu ve halkın AKP’den hoşnut olduğu iddiasına dayalı parti propagandasını çürütmek olmuyor mu bu?
Öyledir ama bazen ilâhi bir güç işte böyle siyasetçileri bile gördükleri şeyi eğip bükmeden söylemeye mecbur ediyor.
Vicdan, siyasetçilerin bile bazen zincirlerini kırabiliyor. Öyle bir şey oldu herhalde.
Neyse, gerçekleri söylediği için onu kutlarken, Başbakan’dan işitecekleri nedeniyle şimdiden geçmiş olsun dileklerimizi sunarız.
Efkârlanıp sigaraya sarılmasın!

