Renkli oyuncak!

Haberin Devamı

AKP iktidarının sosyal psikoloji ve siyaset psikolojisi üstüne profesyonel destek aldığı belli oluyor.

Gündem belirlemekte üstlerine yok.

Halk arasında bu üsluba “cambaza bak taktiği” diyorlar.

Burada cambazlık görevini, iktidara oy kaybettirecek tartışmaları ikinci plana iten renkli oyuncaklar üstleniyor.

Suriye meselesinde gidiş iç açıcı değil. Bir batağa doğru sürükleniyoruz ama yeteri kadar konuşuyor muyuz?

Doğalgaz, akaryakıt ve elektrik zamlarından doğacak aile bütçesi yangınları halkın en güncel sıkıntısıdır. Bunu da tartışmaya bir türlü sıra gelmiyor.

Çünkü iktidar sözcüleri, dikkatimizi dağıtacak, oyalanmamızı sağlayacak yeni bir oyuncak vermişlerdir elimize.

İki ayaklı bir proje var önümüzde:

1. Milletvekili seçilme yaşı 18’e inecek;

2. Er ve erbaşlar oy kullanacak!

Genelkurmay Başkanı’nın Suriye sınırında yumruğunu sıkıp havayı döverek kararlılık gösterisi yapma ihtiyacı duyduğu bir eşikte kafa yorulacak kadar acil midir bu 18 yaş meselesi?

Evet, demokrasimizin alanı mümkün olabildiğince genişlemelidir, doğru ama harika çocuklar “alın bizi” diye Meclis’in kapılarını mı zorluyor?

AKP’nin 326 milletvekilinden sadece üçü 25-30 yaş aralığındadır.

İktidar demokrasi alanını samimi olarak genişletmek istiyorsa daha önce yapılması gereken pek çok reform var.

Mesela yüzde 10’luk seçim barajı ayıbı ilk seçimde artık son bulmalı.

Adayları parti başkanı değil ön seçimle parti örgütü belirlemeli, milletvekilleri dar bölgede iki turlu seçimle seçilmelidir.

AB’nin dün açıklanan Türkiye raporu bir ilerlemeyi değil dramatik bir gerilemeyi işaret ediyor.

Ülkeyi yönetenler öncelikle bu rezaleti düzeltmeye yoğunlaşmalıdır.

Raporlanan Türkiye’de demokrasi alanını genişletmekten söz edilemez.

Çünkü ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı ile sil baştan başlayacak bebek adımlarına muhtaç hâllere düşmüştür demokrasimiz.

İktidar, övündüğü ekonomik başarıların bile eksikli demokraside uzun yaşamadığını yaşamayacağını unutmamalıdır.

Özel takviye...

Suriye’yi uyarmakla tehdit etmek arasında belirgin olmayan bir çizgi var.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özel dün Akçakale’ye gitti.

Amacı siyasetçilerin Meclis’ten geçirdikten sonra sulandırdıkları tezkerenin kaybolan caydırıcılık etkisini canlandırmaktı.

Ama “Biz buradayız; dimdik ayaktayız” derken öyle bir vücut dili kullandı ki, uyarı ile tehdit arasındaki sınırı ihlâl etti.

“Son uyarı”da bulunmuş gibi bir izlenim doğdu ister istemez.

Başbakan “Savaş meraklısı değiliz” demişti ama Orgeneral Özel’in çıkışına AKP milletvekili Şamil Tayyar’ın “Türkiye üç saatte Şam’a varır” sözünü eklediğiniz zaman farklı bir algı uyanıyor.

Çok dikkat etmek lâzım.

Şam’a gitmek o kadar sorun değil.

Oradan dönmek ne kadar zaman alır; asıl onu düşünmek lâzım!

DİĞER YENİ YAZILAR