Reform böyle olur!

Sürprizlerle dolu bir ülkede yaşıyoruz. İmam hatip liselerini güçlendirmek için yapmadığını bırakmayan iktidar, şimdi çağdaş bir eğitimin müjdesini veriyor bize.

Haberin Devamı

Sürprizlerle dolu bir ülkede yaşıyoruz. İmam hatip liselerini güçlendirmek için yapmadığını bırakmayan iktidar, şimdi çağdaş bir eğitimin müjdesini veriyor bize.

Oysa haziran ayındaki imam hatipleri üniversite kapısında eşitleme inadı ile bir ay sonra ortaya konuları çağdaş programın mantığı, birbirlerini dışlayan yaklaşımlardı.

Bu durum "Milli Eğitim Bakanı'nın başına saksı mı düştü?" dedirten nüktelere konu olmuştu. Dini eğitimi laik eğitime alternatif olarak sunan ve sempatisini imam hatiplere yönelten iktidar anlayışı, Milli Eğitim Bakanı Çelik'in ağzından hoş bir sürpriz yapıyordu:

"Bilim şüphecilikle gelişir. Şüphe olmazsa dogmatizm doğar. Ezberciliğe karşıyız. Felsefe derslerinin kalkması yanlış olmuştur.."

Karanlık ile aydınlık arasındaki bu gidip gelmeler, iyi haberler duyduğumuzda umuda kapılmamızı önlüyor. Acaba iktidar bu kadar çabuk mu değişiyor, yoksa "insanların duymak istediklerini söylemek" suretiyle takıyye mi yapıyor?

Şüphelerimiz inşallah iyi gelir! Şüphe bilimi geliştirdiği gibi bakarsınız yönetim anlayışını da geliştirir..

Aslında Ankara Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 850 bin ilköğretim ve lise öğrencisinden topladığı görüş ve istekler, bir türlü gerçekleştirilemeyen eğitim reformunun yeter de artar unsurlarını oluşturuyor.

Çocuklar korku ve şiddetten uzak, güler yüzlü bir yönetim anlayışı, sevgi ve saygı üzerine kurulu ilişkiler, öğretmenleriyle korkmadan diyalog istiyorlar.

Ezberciliğe son verilmesini, kendilerini dershanelere mahkûm etmeyecek bir eğitim düzeni talep ediyorlar. Yani ders programlarıyla ÖSS soruları arasında paralellik olmalı, fırsat eşitliği sağlanmalı.

Türkiye'de 6530 lisenin birincilerinden 2131'i, açık öğretim puanını bile tutturamadı. Bu durum, öğretmenlerin başarısızlığı değil mi? Çocuklar ona da çare öneriyor: "Öğretmenlere de bizim görüşlerimizle hazırlanacak karne verilsin.."

Şu isteğe de saygıyla şapka çıkarmaz mısınız: "Yöneticiler ve öğretmenler ideolojik düşüncelerini ve yaşam biçimlerini bizlere dayatmasınlar!"

Tüm bu özlem ve talepler gerçekleşse, eğitim de ahlâk da ayağa kalkar. Ama yetişkinler, hele çocukları kendilerine bağlı birer seçmen olarak yetiştirmek ihtirasından kurtulamamış siyasetçiler buna razı olur mu?

İnanamıyoruz.

23 Nisanlarda bakan koltuklarını sembolik olarak devralan çocukların o yetkileri bir saat yerine birkaç yıl kullanmalarından daha pratik bir çözümü düşünen varsa beri gelsin!

Keşke bizi mahcup etse!
Pamukova katliamı, tren kazası olmanın ötesinde iktidarın yönetim anlayışını deşifre eden bir olaydı.

Türkiye'nin nasıl yaşadığı ve nasıl yönetildiği ile ilgili bir gösterge..

Aklı ve bilimi bir kenara atmış yönetim anlayışını irdelemek ve cezasını hemen veremesek bile suçunu ortaya çıkarmak önemlidir. Çünkü ülkenin ekonomisinden dış siyasetine kadar her şeyi aynı zihniyet yönetiyor.

İktidar hesap vermekten ve deşifre olmaktan korktuğu için ne mümkünse yaptı. 39 hayat söndüren kaza, iktidar kalesinde bir taşı bile yerinden oynatamadı. Cinayetin sorumluları soruşturmayı yürüttü ve kendilerini akladı. İktidar ağır bir moral darbe yedi. Bütün hesapları, halkın seçime kadar her şeyi nasıl olsa unutacağıdır..

Ankara C. Savcılığı, hızlandırılmış trenin alt yapı tamamlanmadan sefere başlatıldığı iddialarını soruşturmak üzere inceleme yapmaya karar vermiş. TCDD Genel Müdürü'nün sorumluluğu soruşturulacak. Bunun için Ulaştırma Bakanlığı'ndan izin isteniyor.

Türkiye'de siyasilerin olduğu gibi bürokratların da dokunulmazlığı var. Ulaştırma Bakanı, elini verirse kolunu kurtaramayacağından korkarak bu izni yokuşa sürecektir.

Yanılmış olmayı ne kadar isteriz! Keşke Bakan Bey bizi mahcup etse!

DİĞER YENİ YAZILAR