Çatışma ve gerilim siyaseti partilere yeni taraftarlar kazandırır mı?
Emin olmamak lâzım.
Çünkü çatışma tek yanlı olmayacağı ve iki tarafı da keskinleştirip bloklaştıracağı için bu taktiğin yarışı önde götürene avantaj sağlayacağını hesap etmek gerekir.
Tahminler, referandumda Evet ve Hayır oylarının birbirine çok yakın çıkacağını gösteriyor.
A&G Araştırma Şirketi’nin Başkanı Adil Gür dün bana seçmenin neredeyse yüzde 90’a yakın kesiminin tuttuğu parti ve beğendiği lider doğrultusunda oy kullanacağını; sonucu, geriye kalan yüzde 10-15’in belirleyeceğini söyledi.
İktidar ve muhalefet liderlerinin şu anda yaptıkları maçlarda taraftarları kızıştıran “amigo”ların çabalarını hatırlatıyor. Kendi takımına abartılı övgüler, rakip takıma küfür, kâfir...
Ayıplanma endişesi
Bu eylemin amacı ayrışmayı kızıştırıp taraftar blokunu daha güçlü hale getirmektir.
Peki böyle bir durumdan iki tarafın kazanımları eşit olur mu?
Olmadığını görmek lâzım.
AKP’nin devlet ve belediye olanaklarını sınır tanımaksızın kullanmasından doğan avantajına Başbakan’ın kavgacı hitabet yeteneğinden gelen üstünlüğünü eklemek gerekir.
Şu görüş revaçtaydı:
“Pek çok kimse, iktidarın yarattığı korku ortamından etkilenerek HAYIR oyu kullanacağını gizliyor. Açıkça söylemeye çekiniyor.”
Adil Gür dün bu tezi dengeleyecek yeni bir şey söyledi:
“Çevresinde ayıplanır endişesi ile Evet oyu kullanacağını gizleyen seçmenler de mevcut!”
Gür yürütülen kampanyanın kitle üstündeki etkilerini sağlıklı olarak ölçebilmek için Eylül’ü beklemek gerektiğini söylüyor.
Korkarız ki yanlışını fark eden taraf için yeni bir şans yaratacak düzeltmeleri yapmaya zaman kalmayacak.
O nedenle iki taraf da nefret ve düşmanlığı kitlelerini güçlendirmek için harç olarak kullanırken doğru bir iş yapmadıklarını geç kalmadan görmelidirler.
CHP’ye uyarılar...
Bu ihtiyaç CHP bakımından daha da önemli. Kılıçdaroğlu durumunu tartmakta daha erken ve daha dikkatli davranmalı.
Yarattığı umut ve heyecanın sebebi, Baykal’dan daha sivri dilli, daha kavgacı bir lider olacağı beklentisi değildi herhalde.
Hakaret dozu yükselirken kalitesi devamlı düşen atışmanın, sonucu belirleyecek olan o yüzde 10-15’lik seçmen kitlesi üstünde çekici değil itici etki yaratacağını mutlaka dikkate alması gerekir.
12 Eylül’de hukuk devletinin geleceği ile ilgili yaşamsal önemde bir referandum yapacağız.
CHP de dahil muhalefetin ciddi bir kampanyası yok.
Yaşanan tehlike anlatılmıyor.
Ortada ne etkileyici bir afiş var, ne düşündüren bir slogan...
CHP yargıyı iktidar boyunduruğuna sokmanın tarihi yanlışına karşı halkı uyandıracak yerde dikkatleri başka yöne çekmeye çalışan iktidarın oyununa geliyor.
Tuzağa düşüyor.
Yaratıcılığı “Recep Bey” ve “Kemal Efendi” ile sınırlı bir kampanya tüm taraflar için ayıptır!
Recep Bey Kemal Efendi
Haberin Devamı

