Realite değil utanç verici bir yenilgi

Haberin Devamı

Güneydoğu ve Doğu Anadolu’daki ağalık düzeni bu bölge halkının ayağındaki pranga, önünü tıkayan duvardır.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ gerçekçi bir teşhis yaptı:

“Özellikle bu bölgedeki insanlarımız ağalardan çekti. Bugün bu noktalardaysak altında yatan temel nedenlerden biri bu. Zamanın ağalarından çeken insanlarımız şimdi siyaset ağalarından, terör ağalarından muzdarip. Esas sorunlardan bir tanesi halkımızın bu siyaset ağalarından, terör ağalarından kurtarılması..”

Çağın en önemli kazanımı insan hakları ve uluslararası hukuktur. Çağdaş devlet için birinci öncelikli görev, her vatandaşını bu kazanımlardan yararlandırmaktır.

Oysa Güneydoğu’daki aşiret düzeni ağa kullarını vatandaş haline getirme çabalarının önüne sürekli utanç duvarı örüyor.

Sürü kolay yönetilir

PKK terörü yüzünden Batı illerine yönelik büyük bir göç dalgası yaşandı.

Öyle ki şu anda Kürt kökenli nüfusun daha fazlası Güneydoğu dışındaki yurt köşelerinde oturuyor.

Ama şunu görüyoruz: Batı’daki Kürt kökenli seçmenler Kürtçü partiye veya Kürtçü adaya oy vermiyorlar. Neden?

Çünkü Batı’ya kendini atanlar özgürlüğünü kazanıyor, oyunu tehditle gösterilen istikamette kullanmaya mecbur olmuyor.

Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı AKP’li Burhan Kuzu dün Kürt açılımı bağlamında aşiretlerin de görüşünün alınabileceğini söylüyordu.

Neymiş?.. “Aşiretler Güneydoğu’nun bir gerçeği, yıllardır var olan bir realite” imiş!..

Cumhuriyetimizin maalesef en büyük başarısızlığıdır bu realiteye boğun eğmek!

Çünkü geri bırakılmış yığınları, düzen üstünde yaratacağı risklerden azade kılmanın en ucuz yolu onları sürü halinde yaşatmak, başlarına da birer ağa -isterseniz çoban deyin- koymaktır.

Yakın zaman öncesine kadar devlet Güneydoğu’daki köy korucularının maaşlarını toptan aşiret reisine verir o da istediği kadarını adamlarına dağıtır, aslan payını kendine saklardı.

Cemaatçi siyaset gibi

AKP din sömürüsünden beslenen bir parti olarak “oy depoları”nı bir realite olarak kabullenmeye alışkındır.

Yararlanır çünkü.

TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı’nın seçmen oylarını toptan devşirme yöntemi olan cemaatçi siyasetin başka bir versiyonunu onurlandırmasında şaşılacak bir şey yoktur.

Çoğulcu bir dünyanın varlığını kabul etmeden hiçbir alanda demokrasi açılımı olmaz, yapılamaz.

Kürt açılımının da başarı anahtarı demokratikleşmedir. Demokratikleşme sürü anlayışına dayalı aşiret düzenini yerle bir etmek, herkesi kendisinin efendisi yapmak ve insan hakları ile taçlanmış onurlu vatandaşlar haline getirmektir.

Oylarına da sahiden saygı göstermektir.

Yüzde on seçim barajına dokunmayan bu çarpıklıktan haram yiyen bir iktidarın demokratik açılım yapması mümkün değildir. Bu olsa olsa bir siyasi dolandırıcılık olur.

AKP iktidarı dünyada benzeri olmayan yüzde on seçim barajını yüzde 5’e indirmedikçe ve Suriye sınırında mayından temizlenecek arazileri bölge halkına dağıtacağını taahhüt etmedikçe açılım yaptığını, akıl ve vicdan taşıyan insanlara inandıramayacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR