AKP imam hatip kavgasını "meslek liseleri" şemsiyesi altında yürütüyor.
İmam hatiplere üniversiteye girişte avantaj sağlayan yasanın veto edilmesinden sonra AKP'nin ısrardan vazgeçip sorunu soğumaya bırakması yerinde olmuştur.
Ama anlaşılıyor ki parti tabanından eleştiri geliyor ve yönetim de kendini savunma ihtiyacı duyuyor.
Başbakan Erdoğan dün istanbul'daki bir toplantıyı fırsat bilerek savunmasını yaptı. "En iyi savunma saldırıdır" mantığı ile AKP'yi bu davada yalnız bıraktığından sorumlu tuttuğu tabanını suçladı:
"Meslek liselerinde yavrularını okutanlar çocuklarının durumuna sahip çıkmamış, bunun karşısına dikilenlere gereken cevabı vermemiştir. Biz bunu yaparız, yapardık. Ama siz bedelini ödemeye hazır mısınız? Bunun bedeli var. Toplum hazır olduğu zaman bu adım atılır.."
Risk davetiyesi
Kargaşa çağrısı değil mi bu?
Cami önlerinin her Cuma gerilim alanları haline getirildiği eski günlere davetiye mi çıkarıyor?
AB'ye odaklanmış bir iktidar sokaktan medet umamaz.
Zaten Başbakan, konuşmasının başka bir yerinde, imam hatip velilerine yönelttiği sitem ve tepki gösterme çağrısını bir anlamda geri alıyor. "Bakışımız tepki içerikli olmamalı aklın, ilmin, tecrübenin gerektirdiği neyse buna dayalı olmalı" diyor.
Tecrübe, imam hatip okullarının din sömürüsü yapan partilerce "arka bahçe" haline getirildiğini öğretti.
Aklın ve ilmin emri de hukukun üstünlüğüne saygı göstermektir.
Laik demokratik düzene aykırı bir talebin sokaktaki taraftarlarını kışkırtıp çoğaltmak, iktidarın medet umacağı bir siyaset yöntemi olabilir mi?
"Sokağın desteği bu iktidarın gözünü karartabilir" korkusu yaratmak iş midir?
Hukukun erdemi
Türban yasağını onaylayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı AKP'nin hoşuna gitmedi.
Devlet Bakanı Atalay kararın siyasi olduğunu iddia ederek, Başbakan da "Maalesef hukukun matematiği yok, kullanana göre yürüyor" diyerek tepki gösterdi.
Oysa karar, laikliği ve demokrasiyi, bunun yanında AKP iktidarını göze alabileceği risklerden ve maceralardan koruyor.
Mahkeme kararını verirken Türkiye'de türbanı ve dine dayalı bir düzeni, topluma zorla kabul ettirme çabasında olan siyasi aşırılıkların varlığından hareket etmiştir.
Ve doğru yapmıştır.
İmam hatipler ve türban konusundaki takıntısı, siyasi aşırılar şöyle dursun, ılımlı bilinen AKP'nin bile hukukun denetim ve korumasına muhtaç durumda olduğunu göstermiyor mu?
AİHM kararından ötürü AKP şikâyet değil teşekkür etmeli..
Rahat battı mı?
AKP imam hatip kavgasını "meslek liseleri" şemsiyesi altında yürütüyor
Haberin Devamı

