Bizim siyasetçilerin derinlik kapasitesi ne kadar? Ben bir benzetme yapayım:
Asla bir karabatak kadar değil, olsa olsa başı kadar dalabilen bir ördek kadar!
Hep merak etmişimdir. Türkiye gibi benzersiz zenginlikte potansiyele sahip bir ülkenin kaynaklarını ve fırsatlarını yetersizlikleri nedeniyle değerlendiremeyen liderler, siyasetçiler acaba kifayetsizliklerini vicdanlarıyla baş başa kaldıklarında kendilerine itiraf etmiyorlar mı?
Ahlâki dürtüleri bu ülkeye en azından zaman kaybettirdikleri için yüreklerine azap vermiyor mu?
Tedbirli olma mecburiyetinin baskısını hissetmeden söyleyebilirim ki böyle bir şey olmuyordur. Az biraz oluyorsa bile bu gidişle yakın gelecekte bu tür sıkıntıları hiç kalmayacaktır.
Çünkü siyasetçilerin kalitesi her dönem biraz daha geriliyor!
Sezer’i çok ararlar
Siyasetin kurnazlık, popülizm ve inat gerektiren alanlarında Başbakan’ın eline kimse su dökemez.
Din sömürüsü o kadar olağanlaştı ki bu sapkınlığı eleştirenler neredeyse demokrasi karşıtı diye damgalanacaktır.
Eşi ile beraber türban propagandası yürüten, laikliğe yeni tarif arayan, AİHM yargıçlarına İslâmi konularla ilgili ihtilâflarda ulemaya danışmaları aklını verecek kadar ileri giden, parti kongrelerindeki harem-selâmlık uygulamasını eleştirenleri “Sana ne” diye azarlayan Başbakanımız şimdi ne yapıyor?
Cumhurbaşkanı Sezer din sömürüsünün sebep olacağı kazalara ve belâlara karşı sadece demokratik, laik hukuk devletini korumuyor, başta Başbakan Erdoğan olmak üzere AKP iktidarını da koruyor.
Ama çağdaşlığa karşı birikmiş 150 yıllık hıncı ellerine geçen bu fırsatla çıkarmaktan asla vazgeçemeyeceğini söyleyen cehalet ve cüretkârlık Çankaya’yı deli gibi istiyor.
“Yavaş olun çocuklarım” diyecek ulema şu sıralar asıl AKP’ye lâzım!
Ağar niçin kırıldı?
PKK’nın önünü açacak sözler hep “keramet” sayılmıştır bu ülkede ve söyleyenlerin de geçici bile olsa önlerini açmıştır.
Bu şansı şu sıralar DYP lideri Mehmet Ağar kullanıyor.
“Dağda silâh atacak yerde ovada siyaset yapsınlar” diyen Ağar, bu sözleriyle PKK’ya siyasallaşma olanağı sağlamakla suçlandı. Bu nedenle de dün kırıldığını söyledi. “Beni kırmaya kimsenin hakkı yok” diyor.
Mesajlar eğer proje gerçekçiliğine dayanmayıp da böyle çek çek uzasın türü sembolik, lâstik gibi lâflardan ibaret kalırsa Mehmet Ağar şundan emin olabilir: Zayiat, kırılmış bir kalpten çok daha ağır olacaktır!
Ağar dün yeni bir şey daha söylüyordu:
“Solun terk ettiği değerlerin bugün biz sahibiyiz. Gelir dağılımı, adaletsizlik, yoksullukla mücadele, işsizlikle mücadele, suçla mücadele...”
Nereden belli? Hani bu projelerin dosyaları, kaynaklar ve çözüm yolları?
Liderlerimiz bizi hafife alıyor, yoruyor ve ümit vermiyor.
Seçilme yaşını 25’e indiren anayasa değişikliği bir umuttur ama milletvekili adaylarını parti örgütleri seçmiyor ki; onları da liderler seçecek!
Projesiz olmaz!
Bizim siyasetçilerin derinlik kapasitesi ne kadar? Ben bir benzetme yapayım
Haberin Devamı

