Türkiye’nin Amerika’ya siyaset empoze etme gücü yok. Ama ABD’den bağımsız olarak kendi siyasetini oluşturma yeteneği olmalı.
Ne yazık ki olamıyor...
Çünkü Türkiye kurumlar arasındaki güvensizliğin vahim boyutlara ulaştığı bir dönemden geçiyor.
İktidarın laik rejime sadakati konusunda var olan yaygın tereddüt ve şüpheler, siyasetin, yargının hatta silâhlı kuvvetlerin sağlığını bozuyor. Rejimin geleceğinden endişe edenler, AKP iktidarının hiçbir alanda başarı elde etmesini temenni etmiyorlar.
Çünkü iktidarın hanesine yazılacak başarı puanlarının sonuçta laik rejimin zararına olabileceğinden korkuyorlar.
“Dışarıdaki kriz keşke bizim ekonomimizi de vursa da AKP’den kurtulsak. Ekonomik bir bedel ödemek, Cumhuriyet’i kaybetmekten bin kere daha hayırlıdır” diyenler halk arasında bile az değil.
CHP lideri dün Amerika’nın Türkiye’yi bölücü terör örgütü ile masaya oturtmak için “tezgâh” kurduğunu, Kuzey Irak harekâtının bu senaryonun parçası olduğunu iddia etti.
Baykal’a göre Washington Dağlıca baskınından sonra “Türkiye müzakereye nasıl gelir?” sorusunun cevabını aramış ve şu adımları öngörmüştür:
“Biraz izin veririz girerler, Irak’ta intikamlarını alır, tatmin olur rahatlarlar. Ama işi kökten bitirmelerine sakın müsaade etmeyin...”
CHP lideri, Türkiye’ye operasyonu sonlandırması için daha üçüncü günden başlayan çağrıları ve bölücü örgütle müzakere önerilerini hep aynı tezgâhın unsurları olarak gördüğünü söyledi.
Amerikalı generaller “oturun konuşun” derken Beyaz Saray yönetiminden yansıyan seslerin terör örgütü ile pazarlıktan yana değil görünmesi ne demek oluyor?
Bu onursuz tavsiyeyi ilerdeki dönemde daha sıklıkla işiteceğiz; o çıkıyor.
Demokratik bir ülkede terör alçaklıktır, onu muhatap almak kan dökücülüğü meşrulaştırmak olacağı için o da alçaklıktır.
“PKK ile müzakereye oturun” önerisinin taşıdığı hakaretin muhatapları başta iktidar olmak üzere tüm siyaset kurumudur.
Askeri güçle terör yenilmez, sadece teröre karşı bağışıklık kazandıracak ekonomik, sosyal ve kültürel gelişme ve güçlendirme projelerine zemin yaratılır.
Siyaset bu projeleri üretip hayata geçiremedikçe sorun bitmeyecek, dostlar da, düşmanlar da bizimle oynayacaklardır.
AKP iktidarı öncelikle rejime sadakati konusunda oluşan güvensizliği kısa zamanda gidermeye çalışmalı, sonra da ekonomik seferberliğin heyecanını Güneydoğu’da yaratmalıdır.
Gülünç korku filmi
Bu olan bitene “dindarlaşma” diyenler bence günaha giriyorlar.
Dindarlık adına yapılan ve söylenen şeylerin birçoğu, matbaanın hayatımıza kazandırılmasını iki yüzyıl geciktiren softaların kuruntularından pek farklı değil.
Her gün başka bir şaşırtıcı ve kışkırtıcı olayla karşılaşıyoruz.
İktidar partisinin en akıllı adamlarından sayıldığı için Başbakan’ın beş yıl özel danışmanı olarak yararlandığı kişi, geçen gün şunu dedi:
“Türbanını çıkar demek, sokaktaki bir kadına donunu çıkar demektir!”
Bu arada kadınbudu köfte ile dilberdudağı tatlısının bir TV programında “ahlâka mugayir” olduğu gerekçesiyle adlarının değiştirildiğini öğrendik.
Güldürü ögeleri ile dolu bir korku filmi izler gibiyiz. Şimdi...
Türbansız kadınları ne şekilde tahayyül ettikleri belli olan bu zevatın bir lokantada veya misafirlikte tatlıya sıra gelince önlerine dilberdudağı veya kadıngöbeği konulduğunu düşünün...
Bir VATAN okuru dün yardımcı olmuş:
Böyle bir felâkete karşı tek çeşit tatlı bulundurmayı önermiş: Vezirparmağı!
Proje üretin!
Haberin Devamı

