Fidanlarımızın katliama uğradığı her baskından sonra aynı kararı veriyoruz:
Terörle mücadele özel bir savaş tekniğidir, başarı sadece profesyonel savaşçılar kullanarak elde edilir.
Bu çoğunluk görüşü her defasında yaramız üstünde pansuman etkisi yarattı. Çünkü defalarca ulusal çaplı mutabakat oluşturduğumuz tedbir bu defa hayata geçecek, bölücü katil sürüleri evlâtlarımızı kolayca avlayamayacak.
İhanetlerinin bedelini hak ettikleri biçimde ödeyecekler.
Ama ne yazık ki hayalimiz gerçekleşmedi. Felâket ve ihanet senaryosu bir kez daha, üstelik gündüz vakti Diyarbakır’da kendini tekrarladı.
Sorular havada uçuşuyor. Ve bu soruların çoğu Silâhlı Kuvvetleri zan altında bırakan itibar ve moral kırıcı sorular.
Terörle mücadelede kullanılacak profesyonel birlikler nerede? Karar niçin hayata geçirilmedi?
Dokuz yıllık iktidarın hiçbir bahanesi olamaz.
Eğer üç aylık acemi eğitiminden sonra ellerine silâh verilerek eşkıyanın peşine gönderilen vatan evlâtları pusuya düşürülüyorsa siyasi iktidar kendi vicdanında bunun muhasebesini yapmalıdır.
Başarısızlık alanı..
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu’nun kurucu başkanı Prof. Sedat Laçiner dün VATAN’a verdiği mülâkatta AK Parti’nin en başarısız olduğu alanın teröre karşı silâhlı mücadele olduğunu söylüyordu.
Laçiner’e göre “demokratik açılım teröriste yarıyor.”
Eğer silâhlı eşkıyayı dağa hapsedecek yetenekte profesyonel birliklerimiz olsaydı reformlar demokratik devletin doğal işleyişi gibi hayata geçer, PKK taban gücünü ve bahanelerini kaybederdi.
Halbuki şimdi silâhlı saldırıların takvimini istediği gibi düzenleyen terör örgütü siyasi gündemi de kontrol edebiliyor.
İstediği şeyi de zorla alma gücüne sahip bir görüntü yansıtıyor.
Bu iktidar zamanında çok sayıda kültürel hak verilmiştir. Ama Kürt açılımı efsanesi öylesine olmadık beklentiler yarattı ki şimdiye kadar verilen haklar adeta kaybolup gitti...
Üstüne üstlük yeni dayatmalarla karşı karşıya bırakıldık.
13 askerimizin şehit edildiği gün demokratik özerklik başkaldırısı gerçekleşti.
BDP Milletvekili Emine Ayna demokratik özerklik ilânı için şunu diyor:
“Ben artık senden talep etmiyorum. Ben yapıyorum. Sana düşen beni tanımaktır!”
Emine Ayna TBMM üyesidir; yapmak istediği şeyi meclise götürsün, orada savunsun, başarabilirse alacağını alsın bakalım!.
İyi niyet ne demek?
Ama böyle olmuyor. Prof. Laçiner’in dediği gibi “Devlet Hakkâri’de, Yüksekova’da vatandaşını koruyamıyor, bu zafiyetten yararlanan PKK kurtarılmış bölgeler oluşturmaya çalışıyor.”
Bu cüretin kaynağı AKP’nin bir plana sahip olmamasıdır.
Yürürlükteki politikalar terör örgütünü siyasallaştırdığı gibi, İmralı’daki elebaşını da devletin muhatap aldığı bir lider konumuna yükseltmiştir.
Halkın yöneticilerini serbest oyla belirlediği hiçbir demokratik ülkede böyle rezalet yaşanmadı.
Kürt sorunu vardır ama böyle çözülmesi mümkün değildir. Çünkü terör tehdidi ve Güneydoğu halkını rehin alan ırkçı despotluk onurlu bir arayışın önünde engeldir.
Başbakan terörist cepheye karşı “Bizden iyi niyet beklemesinler” dedi ya, her şey bu sözün ilham edeceği stratejiye bağlı gelişecektir.
İktidar şimdiye kadar terör cephesine iyi niyet gösterdi ve dersini aldıysa çare ufukta göründü demektir.
Teröriste nihayet terörist gibi davranmayı öğrenen bir iktidar, terörle savaşı profesyonellere bir an önce devretmeyi de umarız öğrenmiştir!
Profesyonel timler nerede?
Haberin Devamı

