Polit büro intihar etti

Haberin Devamı

CHP ekseninde dün yaşanan gelişmelere bence en dramatik değerlendirmeyi bir VATAN okuru yaptı..

Gönderdiği “mail” şöyle:

“Genel Başkan’ın değişmesi bir şey ifade etmez, Polit büro da gitmeli!”

Polit Büro, Sovyetler Birliği döneminde Komünist Parti’nin politikalarını belirleyen karar organı idi. Yanlış işler yaptı ve yıkılmasına sebep olduğu imparatorlukla birlikte tarihin çöplüğüne gitti.

CHP’nin Merkez Yönetim Kurulu (MYK) da Polit Büro’nun akıbetine uğramayı hak edecek yanlışlar yaptı.

Baykal’a -hem de oybirliği ile- dön çağrısında bulundu.

Bunu Kılıçdaroğlu’nun yolunu kesmek için yaptı.


Tokat gibi cevap

Kurulun üyeleri kullandıkları gücün hâlâ korkutucu etkisini sürdürdüğünü sanıyorlardı. Kararlarını il başkanlarına onaylatacakları hayaline kapılarak ikinci yanlışa düştüler.

Baykal’ın kaset olayı, şerden üreyen hayırlar konusunda pek bereketli oldu!

MYK’nın çağrısı üzerine toplanan il başkanları oybirliğine yakın bir çoğunlukla Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığını desteklemeye karar verdiler.

Örgütün iradesini yansıtan açıklama, MYK’nın baskıcı tavrına cevap olarak atılmış şiddetli bir tokattı.

Belli ki il başkanları “Deniz Baykal adaylığını koyduğu takdirde nasıl bir yol izleyecekler” bunu da aralarında tartışmışlardı.

Soru sorulduğunda cevabı hiç beklemeden geldi:

“Biz 77 il başkanı olarak kararımızı verdik. Bu karardan dönüş yoktur!”


Baykal hata yaptı

Kurultay’dan çözmesi beklenen en önemli sorun dün çözülmüş, Kılıçdaroğlu’nun yolu açılmıştır; artık CHP’nin yeni Genel Başkanı olarak selâmlanabilir.

Bundan sonra beklenen onu lider yapacak yeteneklerini ortaya koyması, arkasında genç, temiz ve parlak bir kadro oluşturmasıdır.

Çünkü düne kadar Baykal ve varlıklarını ona bağlamış siyasetçilerin hatalarından üreyen kolay puanları topladı.

İl başkanlarını toplantıya çağıran MYK Baykal ile onun arasında adı konmamış bir seçimi erken bitirdi.

Baykal’a yakışan, “Polit Büro”nun umutsuz hamleleri yüzünden doğacak zararları fark etmek, il başkanlarına “seçim yapmayın, çünkü ben aday olmayacağım” demek, belki “Kılıçdaroğlu etrafında bütünleşmeniz beni daha çok memnun eder” mesajı göndermek, hatta o toplantının hiç yapılmamasını sağlamaktı.

Baykal tutumu ile geri dönme ümidini dün sabah itibariyle kaybetmediğini göstermiş, il başkanlarını Baykal hesabına toplayan MYK da bedel ödemeyi hak etmiştir.

Deniz Baykal “Onursal Genel Başkan” olma şansını tehlikeye sokmamak için daha dikkatli olmalıdır.

Ne yapabilir?

“Polit Büro”yu, temsil ettiği zihniyetle beraber tasfiye edecek irade eğer oluşursa “birlik, beraberlik” bahanesiyle bunu önlemeye çalışmamalıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR