Kapkaç da bir terör; kent terörü... İdeolojik terörden daha yaygın ve çok tehlikeli.
Çünkü sıradan vatandaşı, özellikle kadınları hedef alıyor. Örgütlenerek cüretlerini her gün biraz daha arttıran bu şehir eşkıyasına hepimiz, her an hedef olabiliriz!
Kocaeli-Gebze’de önceki gece kapkaççılar bir kadını karnından defalarca bıçakladılar. Kadın çantasını vermedi ama tıbbi yardım yetişene kadar kan kaybından öldü.
Mersin’deki kapkaççılar da çantası için direnen genç bir kadını, boynuna kemer takıp otomobille sürüklediler. Bu kadın telefonlarını ve parasını verdi ama canını kurtardı.
Bir anlamda “ver, kurtul” önermesi mi yapıyoruz? Yazık ki öyle!
Çaresizlik bizi bu noktaya getirdi. Ama utanması gerekenler oralı değiller.
Bahane sorarsanız lâf çok... Kontrolsuz göç, kötü kentleşme, yetersiz eğitim, işsizlik, yoksulluk, mafyalaşma, TV’lerde şiddetin övülmesi, haydutluğun yüceltilmesi, yetkileri budanan polisin sindirilmesi filân...
Sonra saldıranlar açmış. Saldırıya hedef olanlar tok mu?
İşte bir çoğu çantasını vermemek uğruna canını veriyor!
İktidarın kadrolaşmadan daha öncelikli bir derdi yok. Kapkaççılar sokaklarda dehşet saçarken 13 emniyet müdürünün Fatih’teki polis noktasında adeta “enterne” edilmesi halka hakaret anlamında bir görev ihmali ve suiistimalidir.
Asayiş ve güvenlik boşluğu, önümüzdeki seçimin belirleyici sorunlarından biri olacaktır. Millet partilerden çare üretecek projeler bekliyor.
Ehliyetimizi, pasaportumuzu başka bir daire verebilir, trafiği belediyeler de yönetebilir.
Bu işler polisten alınsın.
Polis başkalarının yapamayacağı işi yapsın, canımızı korusun!
Kim kimi uyutuyor?
Ya adamları Başbakan’ı yanıltıyor ya da Başbakan halkı kandırıyor.
Geçen gün şunu dedi:
“Bakkaldan, makkaldan vergi toplama olmaz. Babalar var babalar... Onları nasıl takip edeceğiz, orası önemli!”
Vergiler yüzünden dünyanın en pahalı benzinini kullanan, yüksek dolaylı vergiler yoluyla işsizleri bile soyulan bir toplumda böyle konuşan bir siyasi lider Köroğlu ve Zapata sempatisi yaratır.
Ama Başbakan’ın dediğini yapmaya vergi memurunun yetkisi var mı?
Düne kadar vergi mükellefi bile olmamış veya olmuş da doğru dürüst vergi ödememiş bir sürü zıpçıktı, milyonlarca dolarlık oteller, fabrikalar kuruyor veya alıyor bu ülkede.
Gariban on bin tane esnafın hayatını karartacak yerde böylelerinden üç-beşine “nereden buldun?” diye sor, devletin kasasına doldur, sorunu çöz değil mi?
Yakınlarında çoğalan zıpçıktılar Başbakan’ı tahrik etmiş olabilir. Ama dediğini yapmaya imkân yok.
Çünkü Başbakan olur olmaz ilk icraatı bu hesabı soracak yetkiyi maliyecilerden almak olmuştur, unuttu mu?
Yoksa yeniden getireceğinin haberini böyle mi veriyor?

