Emniyet Müdürü Cerrah, o çirkin olay ardından ne demişti?
“Kalabalık bir eğlence merkezinde bir bayan, polis yeleği giyen 2 kişi tarafından kaçırılıyor. Kimse ‘Sen kimsin, kimliğini görebilir miyim?’ diye sormuyor. Kimse ‘155 Polis İmdat’ı arayarak şikâyette bulunmuyor. Şikâyette bulunmak gerek!”
Hatırlayacağınız gibi İstanbul Emniyet Müdürü bu açıklamayı, Avcılar’da polis yeleği ile girdikleri restorandan sürükleyerek kaçırdıkları kadına tecavüzle suçlanan çetenin deşifre edilmesi nedeniyle yapmıştı.
Ve bu sözleri nedeniyle de örgütünü, meslekdaşlarını tanımamakla suçlanmıştı.
Eleştirilere katılmamak elde değildir.
Kimliğini istemek şöyle dursun, sadece sicil numarasını sorduğu için polisin olmadık hakaretlerine ve hatta fiziki şiddetine hedef olmuş binlerce insan yaşıyor bu ülkede.
VATAN’ın bugünkü manşeti polisin bile polise kimlik soramadığını ispatlıyor.
İşte Bahçelievler’deki bir olaya müdahale eden üç kişilik polis ekibi, orada polis olduğunu söyleyen sivil kişiden kimliğini istemiş, hedef kişinin Emniyet Müdür Yardımcısı çıkması sonucunda da açığa alınmışlardır.
Yani bir sade vatandaşın polisten kimliğini ispatlamasını istemesinin pratik bir geçerliliği yoktur, sadece bedeli vardır!
Cerrah “Vatandaşlardan istirham ediyorum, her polisim diyen kişiye inanmasınlar” diyor.
Asıl acı gerçek işte burada:
Çünkü bir kadının saçından sürüklenerek kaldırıldığına tanıklık edenler arasında “bunlar polis olmayabilir” şüphesine düşen olmamıştır.
Böyle bir haydutluğu bir polisin asla yapmayacağına inanan bir kamuoyu yoksa bu ülkede Emniyet örgütü suçluyu kendi içinde aramalıdır.
Yere düşen gösterici kıza tekme atan acımasızlık polis imajı olarak yerleşirse, saçından kadın sürükleyen polis de kimseyi şüpheye düşürmez!
Aman doktor
Kriz yüzünden gündüz bile kâbus gören insanlar başka ülkelerde bizdeki kadar çok değildir herhalde.
Çünkü onlar ekonomi yönetimlerini amatörlere emanet etmiş olmanın ek faturasını ödemiyorlar.
Bir aydan fazladır bu işleri bilenler IMF ile anlaşma öneriyor. Ama anlaşma seçim yatırımlarına izin vermez diye iktidar baskılara direniyor.
Başbakan bu nedenle “Hamdolsun, kriz bizi teğet geçti” diyerek zaman kazanmaya çalıştı.
Kızılcahamam’da “Şu an kriz tepe noktasına ulaşmış ve inişe geçmiş durumdadır” diyerek direnişini sürdürdü.
Ama dün “Bu hızla giderse IMF anlaşması yıl başına yetişir” dedi.
Hükümet ne düşünüyor IMF lâzım mı, değil mi? Anlamak olanaksız.
Ama durun, Adalet Bakanı Şahin’in açıklaması yardımcı olabilir:
“Bir doktor olumsuz bulgulara rastlamışsa hastasına ‘Eyvah!.. Neredeydin bu zamana kadar? Sen yolcusun’ demez. ‘İyisin kardeşim şu ilâçları al iyileşeceksin’ der.”
Herhalde anladınız!

