Türkiye’ye kasteden teröristlerin kendilerini evlerindeymiş gibi hissettikleri ülkelerin başında Belçika gelir.
Ama hayat sürprizlerle dolu. Belçika’da dün sürpriz yaşandı ve PKK hedeflerine 25 ayrı yerde operasyon düzenledi.
Aralarında PKK Kongra-Gel Başkanı Zübeyir Aydar’ın da bulunduğu 30 üst düzey örgüt yöneticisi gözaltına alındı.
Fransa ve İtalya’daki operasyonları izleyen bu hamle önemli gelişmelerin başlangıcı olmaya adaydır.
Belçika’nın terörle mücadele uğruna PKK’nın husumetini göze aldığı söylenemez. Tutum değişikliğinde Amerika’nın belirleyici rol oynadığını tahmin etmek zor olmasa gerektir.
Hatırlanacağı gibi PKK’nın üç elebaşısı Zübeyir Aydar, Murat Karayılan ve Ali Rıza Altun’u ABD resmen uyuşturucu kaçakçısı ilân etmişti.
Hiçbir hükümet, gençlerini zehirleyen uyuşturucu kaçakçılarına himaye sağlıyor görünmek istemez.
PKK hedeflerine operasyon tasfiye eylemi midir yoksa göz boyama mı; buna sorgusundan sonra Zübeyir Aydar’ın bırakılıp bırakılmadığına bakarak karar vereceğiz.
Ama her halükârda şunu söyleyebiliriz: Bölücü terör örgütünün suyu ısınıyor!
Bahçeşehir Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanı Ercan Çitlioğlu’nun deyimi ile Türkiye, Kuzey Irak’taki Kürt devleti oluşumu için “taşıyıcı anne” rolüne hazırlanıyor.
Türkiye Irak’ın bütünlüğünden yanadır.
Amerika ve İsrail çıkarları burada Türkiye ile çatışıyor. Amerika PKK’yı tehdit unsuru olmaktan uzaklaştırmak suretiyle Türkiye’yi “Irak’ın toprak bütünlüğü”nü dert etmekten vazgeçmeye razı etmeye çalışıyor.
Amerika’nın Avrupa ülkeleri üzerindeki etkileri PKK’nın mali kaynaklarını önemli ölçüde daraltmıştır. Daha birkaç gün önce Kandil’deki elebaşı Murat Karayılan Avrupa kadrolarına “krize girdik, acele para bulun” diye çağrı yapıyordu.
Önümüzdeki dönemde bu sıkışıklığın artacağı ve örgütün kadrolarını daraltmak mecburiyetine düşeceği anlaşılıyor.
PKK’nın silâhlı gücünün zayıflaması siyasal çözüm arayışlarının şansını artıracaktır.
Türkiye bu şansı iyi kullanmalıdır. Reaksiyon davet edecek aşırılıklara kapılmadan, sabırla ve akılla yürümelidir.
... Ve Kürt sorunu seçim malzemesi olmaktan mutlaka kurtarılmalıdır!
Paniğe gerek yok!
ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nde korktuğumuza uğradık.
Komite, 1915 olaylarını “soykırım” olarak tanımlayan Ermeni tasarısını onayladı.
Yine de paniğe gerek yok.
Çünkü bu ilk kez başımıza gelmiyor.
Önemli olan Başkan’a giden uzun yolun herhangi bir yerinde bu süreci durdurmaktır. Daha önce yaşandığı gibi yine başarılabilir.
Çünkü bu yıl Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesiyle ilgili tarihi bir fırsat yakalanmıştır ve Amerika’nın soykırımı kabul etmesi barış çabaları üstünde sabotaj etkisi yaratacaktır.
İsviçre’de Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesini ve kapalı sınırların açılmasını öngören protokollerin imzalanması, bu yıl soykırımla ilgili iftira kampanyalarından uzak kalacağımız ümidini yaratmıştı. Yine olmadı.
Meseleyi gündemden uzak tutma imkânı doğmuşken iktidar bu fırsatı kullanamadı.
Şimdi kontrol Amerika’nın eline geçti:
Başkan Obama Cumhurbaşkanı Gül’e “protokolleri meclisten geçirmek için elinizi çabuk tutun” demiş telefonda.
Amerika, soykırımı tanıma tehdidi ile yani aba altından sopa göstererek Ermenistan sınırını açmaya Ankara’yı razı etmeye çalışacaktır.

