Tarihi günler yaşıyoruz. Bölücü terörden kurtulmanın fırsatı önümüzde duruyor, kullanmalıyız.
İmralı süreci ile ilgili ilk haberlere dayanarak geçen gün yazımı şöyle bir dilekle bitirmiştim:
“Ülke-millet bütünlüğünü bozmadan terör çözülür inşallah..”
Yazıya önemsediğim tepkiler geldi.
Özeti şu:
PKK’ya bir şey vermeden ondan bir şey alınmaz. Çünkü PKK, ülke-millet bütünlüğüne kasteden bir robot örgüttür.
Varlık nedeninden asla vazgeçmez!
PKK’nın İmralı sürecini akrep içgüdüsü ile kullanması ihtimali her zaman vardır.
Yani T. C. Devleti’ni Öcalan’ın ayağına kadar getirdiğini kanıt göstererek terör yoluyla sonuç almanın mümkün olduğunu iddia etmek ve bu propaganda ile örgüt tabanına moral vermek...
Utandıran tavizler
İmralı sürecinin sağlam zemine basması gerekiyor. Bu karşılıklı güvenin varlığına bağlı bir şarttır.
İyi yönetilemezse ve PKK daha ilk aşamada silâhları bırakmaya ikna edilemezse, karşı tarafı federasyonun bile kesmeyeceği bir noktaya varılması şaşırtıcı olmayacaktır.
PKK’ya “eşit taraf” muamelesi yapılmamalıdır.
Görüşmelerin ayrıntıları devleti, milleti utandırmamalıdır.
Şeffaflık panzehirdir, ihmal edilmemeli.
“Eşkıya ile pazarlık olmaz” sözü doğrudur.
Masaya oturmayı terör örgütü hak etmelidir. O hak edişin şartları geçmiş dünya tecrübelerinin çoğunda görüldüğü gibi örgütün şartsız olarak silâh bırakmasıdır.
Kandil’in varlığına son vermeden kurulacak diyaloğun başarı şansı olamaz.
Kanun dışı gücünü terk etmeyen bir müzakereci hakkı temsil edemez, sadece tehdit eder!
Övgü yerine zılgıt
Zorlu bir yolun henüz çok başında olduğumuz bellidir.
“Devlet gücünü toplayarak işe başlıyor” derken CHP’nin iktidara destek vaat etmesi nedeniyle kapıldığımız heves ne yazık ki kursaklarımızda kaldı.
“AKP’ye kredi açıyoruz; çözün sorunu” diyen CHP lideri Kılıçdaroğlu’nu Başbakan “muhtac-ı himmet bir dede” benzetmesi ile alaya aldı, adeta tersledi.
Kılıçdaroğlu’nun kendisine risk yükleyen kredi vaadi nedeniyle Başbakan’dan övgü ve şükran sözcükleri işiteceğini bekleyenler yine yanıldılar.
Gerçekten de partilerin yaratacağı güç birliği ne kadar geniş çaplı olursa devletin PKK’ya silâh bıraktırma arayışındaki ikna gücü o kadar etkili olacaktır.
Başbakan’ın altın tepside sunulan desteği anlaşılmaz biçimde reddetmesi meselenin girdiği “uzun ince yol”un ne kadar zorlu ve sürprizlere açık olduğunu gösteriyor.
Önümüzdeki üç önemli seçim,terörü bitirmek yolunda ele geçen fırsatın oy uğruna ziyan edildiği bir kötü tecrübe olmasın!
PKK’nın Kandil’i
Haberin Devamı

