Bölücü terör örgütü, meydanı boş bulmuş akrobata benziyor. İzleyenleri kan dökerek şaşırtıyor.
Pazar günü PKK’nın daha önce kullandığı canlı bombaların bir benzeri İstanbul’un Taksim Meydanı’nda patladı çok sayıda yaralanan oldu.
Örgüt eylemin sorumluluğunu kabul etmedi.
Dün buna bağlı bir adım daha atıldı; 31 Ekim’de sona eren tek taraflı ateşkes kararını örgütün 2011 genel seçimine kadar uzattığı açıklandı.
Hükümete ve topluma gözdağı vermeye yönelik bir paket proje ile karşı karşıya olduğumuzu düşünenler haklı çıkabilir.
Kış yaklaştı. PKK’nın dağ kadroları zaten uykuya yatacak. Ateşkes ilanı ile eylemsizliği yatırıma dönüştürüyorlar.
Ama diğer yanda, kentlere hem de canlı bombalar kullanarak saldırma imkânını ellerinde tuttukları korkusunu sürekli kılmaya çalışıyorlar.
Ateşkesin hatırına
PKK’nın Taksim eylemini üstlenmemesi dün konuştuğum terör uzmanlarına pek inandırıcı gelmedi.
Çünkü canlı bomba terör dünyasında ayırıcı bir üstünlük kabul ediliyor.
Taksim eyleminin arkasında başka bir örgüt olsaydı bununla övünme hakkından bu kadar kolay vazgeçmezlerdi.
Yani hükümetin normal olarak suçluyu biliyor olması gerekir.
Ama sekiz ay sürecek ateşkesin sunacağı avantajları tehlikeye sokmamak da başlı başına bir amaç kabul edilebilir.
Yani İçişleri Bakanı’nın canlı bomba saldırısı konusunda PKK’yı suçlamaktan uzak durması sebepsiz değildir.
Seçim sürecini terör tehdidinden koruyacak bir imkânı hangi iktidar olsa kullanmak ister. Çünkü terörün durması öncelikle yaşam desteğidir. Sonra konuşma ve ikna zemini...
Yalnız şunu unutmamak şartıyla:
Terörü siyaset aracı olarak kullanan insanlardan soylu bir düşman çıkmaz. Her an bir alçaklığa hedef olacağınızı bilerek davranmak zorundasınız.
Bölünmezlik görüldü
İktidarın terörle mücadele politikası başarılı kabul edilemez. Hatalar büyük çaplı bir eşkıya şebekesine siyasi bir kimlik kazandırmıştır.
Başbakan, terör örgütü ile temastan iktidarın sorumlu olmadığını, çünkü bu temasın eskiden beri “devlet adına” yürütüldüğünü söylüyor. Büyük hatadır.
Temastan, müzakereden yarar umuyorsa bu sorumluluğu iktidar üstlenmeli, devlet terör örgütü ile pazarlık ediyor durumuna asla düşmemelidir.
Çünkü iktidarların yedeği her zaman bulunur ama devletin bulunmaz!
Üstelik bu daha ahlâki olduğu kadar daha sonuç alıcı olabilir.
Dünkü KCK açıklamasında, iyi okununca AKP’nin sorumluluk üstlenme cesaretini artıracak şöyle bir ifade var:
“.. Kürt sorununda kalıcı çözümün gerçekleşmesi ve silâhların tümden devre dışı bırakılması, gönüllü birlik ve toplumsal uzlaşının hayata geçmesi için tüm ilgili çevrelerin bu tarihi süreçte üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi...”
Türkiye’yi bölme iddiasından artık vazgeçme zamanının geldiğini bu satırlar ima ediyor.
Yeni hedef, bu kabulü paylaşanların sayısını artırmaktır.
Ama hedefe yürürken araya devleti değil, partinin uygun göreceği müzakerecileri koymaktır!
PKK ile kim konuşmalı?
Haberin Devamı

