Birbirlerini günahları kadar sevmedikleri ortada ama hiç değilse terör denince birleşiyorlar.
Dünkü gruplarından çıkan mesajlar BDP’li milletvekillerinin mahkemeye verileceklerini belli etti.
Başbakan’ın kullandığı aşırıya kaçan ifadeler bunu açıkça gösteriyor.
Erdoğan BDP’nin ve topun ağzındaki vekillerin “çözümün değil, terörün parçası” olmakta ısrar ettiklerini öne sürdü.
Meclis’te halkın değil terör örgütünün iradesini temsil etmeyi seçtiklerini söyledi.
PKK’nın dağa götürdüğü çocukları ölüm makinesine çevirdiğini BDP’nin de bu alçak döngönün değirmenine su taşıdığını terörü kutsadığını iddia etti.
CHP lideri Kılıçdaroğlu da “Teröristle kucaklaşmayı kabul etmediklerini, doğru bulmadıklarını” belirterek CHP’nin dokunulmazlıkları kaldırmaktan yana oy kullanacağını işaretini verdi.
Kılıçdaroğlu, partinin asıl tercihinin “kürsü dokunulmazlığı” dışında tüm dokunulmazlıkların kaldırılması olduğunu vurgulamayı ihmal etmedi.
Başbakan’ın konuşması, özel yetkili savcı elinden çıkmış zehir zemberek bir iddianame gibiydi.
Mahkemeye bile yol gösteriyordu..
Buna rağmen Başbakan siyasetin “pişmanlık kapısı” bulunduğunu hatırlatan bir çağrı yaptı.
Tehlikede olan vekillere “Eğer Meclis’te olacaklarsa önce terörü desteklemediklerini göstersinler. Terörü kınasınlar” önerisinde bulundu.
Doğrudur; bir parti başkanı halka taraftarlarına “silâhlanın” diyemez.
Diyen çıkarsa Meclis susmaz.
Eğer BDP Başbakan’ın önerdiği pişmanlığı sergilemekten uzak durursa Türkiye 1994 ayıplarına yine de ikinci kez sahne olmamalıdır.
Kürt kökenli vekillerin o tarihte tekme tokat Meclis’ten çıkarılışı, tekrarı yaşanmayan bir anı olarak kalsın.
Ve eğer dokunulmazlıkları kalkarsa BDP’li vekillerin tutuksuz olarak yargılanmaları sağlanmalıdır.
Yasa mı çıkarılır, yoksa sık başvurulan bir tedbir olarak mahkemeye talimat mı verilir; her nasılsa.
Başbakan dün “Şartlar aynı değil” dedi ya... Ne kadar değişmiş; görelim!
Daha beteri olur mu?
Şam’da muhaliflerin havan saldırısı katliam yarattı. 29 öğrenci ile bir öğretmenin öldüğü bildiriliyor.
“Muhalifleri kötü göstermek uğruna hükümet güçleri oynadı bu kanlı oyunu” diyenler olabilir.
Fenası bu tahmin gerçek çıkabilir.
Ama bilinmeli ki iki ihtimal de gerçeğe aynı uzaklıktadır.
Kimse Esad’ı tutmuyor. Rusya bile mesafe koymaya mecbur kalıyor.
Suriye üstüne yapılan politikaları zalim Esad’tan hemen kurtulma çabaları değil yerine gelecek olanın onu aratacağı ihtimali belirliyor. Bu ihtimal az değil.
O nedenle Suriye’de taraf tutarken kontrol edemediğimiz güçlerin sorumluluğunu taşımamak gerekiyor.
Aksi takdirde ölen çocuklar yanında kendimize de ağlarız!
Pişmanlık kapısı
Haberin Devamı

