Ama daha işin başında Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım bu iddiayı denizin dibine batırdı.
Devlete ait Ankara feribotunun 24 yaşındaki oğlunun gemi almasına 200 bin Euro borç vererek yardımcı olan Santour firmasına ihalesiz olarak kiralanmasını sağlayarak yaptı bu yanlışı.
Buna devlet gemisini yüzdürmek mi, yoksa milletin derisini yüzmek mi denir?
Acaba Başbakan Erdoğan, yolsuzluklara damardan girmekte kullandığı iğneyi biraz da kendilerine batırmayı düşünmez mi?
Çünkü bu zahmeti göze almak için yeterli kanıt birikmiştir. AKP Genel Başkan Yardımcısı Fırat "İster bakanımız olsun, ister olmasın, yolsuzluğa karışmışsa, gözümüz olsa çıkarırız" diyor.
Bunca kanıta rağmen hâlâ lodos fırtınasına yakalanmış gemi gibi sallanmak, çarşının gözünü çıkarmak değil mi?
Leş gibi kokuyor
Bakan'ın oğlu Erkan Yıldırım'a 1,5 trilyon liraya mal olan ve alnına "Derin Deniz" yazılan gemi için 200 bin Euro borç veren San-tour'a Bakan'ın "teşekkür borcu" bir hafta içinde ödendi.
Devlete ait Ankara gemisi "personel maaşları devletten" kıyak şartı ile Santour'a kiralandı. Ve bu işin en kârlı hattında çalışmaya başlayan geminin böğrüne "Sancak Line" damgası vuruldu.
Bu, bütün milleti aptal yerine koyan bir cüretkârlıktı. VATAN'ın projektörleri suçüstü halini yakalayınca Bakan Yıldırım, Santour ve Sancak Line ile hiçbir ilgisi olmadığını iddia etti.
VATAN da bu iddiayı dün şirketlerin kendi faaliyetleriyle belgeli kanıtlar göstererek çürüttü.
AKP'nin Türkiye'yi tam üye yapmaya çalıştığı AB ülkelerinde bu tür bir ilişkinin değil kanıtları, kokusu bile çıksa o bakan koltuğunda bir gün bile oturamaz.
Burada ise bir leş duruyor, iktidar hâlâ bakıyor.
İstifa veya istifade
İstifa denilen kurum, demokrasilerin erdemidir. İstifa yoksa istifade vardır. Hükümetin ülkeye karşı sorumlulukları, bir bakanın çıkarına feda edilemez.
Ediliyorsa bu yolsuzluk bireysel olmaktan çıkar ve iktidarın ortak yüz karası haline dönüşür.
Başbakan Erdoğan eğer, istifa erdemini unutan bakanına bunu hatırlatmayı hükümeti için yenilgi sayarak geciktiriyorsa şunu bilmelidir:
İstifasız geçen her gün, iktidar için yeni bir yenilgidir.
Geçmiş yolsuzluklar için araştırma komisyonları kuran AKP bunu ahlâk adına, devlet soygunlarına son vermek adına yapıyorsa inandırıcı olmak zorundadır.
Ecevit'i bile Yüce Divan'a göndermeyi düşünenlerin ondan bile namuslu olmaları gerekmez mi?
Çıkar ilişkileri kanıtlanmış bir bakanı feda edemeyen zihniyet millete bu güveni verebilir mi?
Atalarımız "Elin gözündeki çöpü görür de kendi gözündeki merteği görmez" demişler.
Hadi, gözleri yakını görmüyor; burunları da mı koku almıyor?
Pişkinlik rekoru!
Bu iktidar, devlet gemisini adam gibi yüzdürmek, devletin parasını yememek, yedirmemek iddiasıyla iş başına geldi.
Haberin Devamı

