Türkiye'yi, kirlenen siyaset batırdı. Kurtuluşun yolu da temiz siyasettir.
Dokunulmazlık ayrıcalığı yüzünden siyasetçilere dokunulamıyor.
Seçimden önce AKP lideri Erdoğan bu konuda millete söz vermişti ama şimdi yan çiziyorlar.
Eskinin "çakar almaz" denetim yolunu bile çalıştırılmıyorlar.
Mecliste 107 tane dokunulmazlık dosyası bekliyor. 36'sı görevi kötüye kullanma, 7'si ihale Yasası'na aykırılık ve 4'ü de zimmet suçlarıyla ilgili. Dokunulmazlıklarının kaldırılması istenenlerden 52'si AKP'li ve bunların içinde 4 bakan var.
Dokunulmazlıkları kaldıracağınıza dair sözünüzü haydi yerine getirin!
Hayır, AKP buna yanaşmıyor.
Bu konudaki öneriyi bir komisyon kurup uykuya yatırdılar.
Peki, meclise gelen dosyaları işleme koyup suçlanan siyasetçilerin dokunulmazlıklarını kaldırma taleplerini sonuçlandırın.. Ona da hayır!
AKP dokunulmazlıklara dokundurmak istemediği halde Anayasa değişikliği için bir uzlaşma komisyonu kurdurdu.
Şimdi o komisyonu, kör topal işleyen eski denetim düzenini bile çalıştırmamak için kullanıyor.
Yani zırhı kaldırmadıktan gibi, hesap vermesi istenen adamları kale içinde korumaya almışlardır.
Dün toplanan Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu şu kararı aldı:
"Dokunulmazlıklarla ilgili komisyon çalışmalarını tamamlayana kadar dokunulmazlık dosyalarını görüşmeyeceğiz!"
Başbakan "yolsuzlukların damarına girdik" demişti. Ama korkarız bu anlayışla hırsızların damarına cesaret şırınga ediyorlar!
AKP bu konuda direnmemeli, iktidar gücünü kendi suçlularına sığınak sağlamak için kullanmaya çalışmamalıdır.
Din konuları belki ama temiz siyaset iddiası takıyye kaldırmaz!
Gül acaba hangi taraftan?
Dışişleri Bakanı Gül AB'nin Türkiye raporunu beğenmiş ama eksik bulmuş.
Roma'daki toplantıda "Raporda başörtüsü özgürlüğünün ıska geçilmesi talihsizlik" demiş..
Türban karambolundan Türkiye'nin gol yemesi için her şeyi yapan kalecimiz, bu fırsatı kullanmayan AB'ye sitem ediyor. Onlan "taraflı" davranmakla suçluyor.
Peki kendisinin pozisyonu ne? Türbanla ilgili davalarda Türkiye'yi savunan hukukçular, Gül'ün de sorumluluğunu paylaştığı T. C. Hükümeti adına Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde konuşurken, türbanın dinsel ve siyasal bir simge olduğu için kabul edilemeyeceğini söylüyorlar.
Fakat diğer yandan Bayan Gül türban yüzünden AİHM'de Türkiye'yi dava etmiştir ve eşi Dışişleri Bakanı olduğu halde davadan vazgeçmemiştir.
Yani Dışişleri Bakanı da hem kişisel olarak hem de ailecek bu meselede taraftır.
Şimdi AB kalkıp "Peki sayın Gül, siz bu eleştiriyi hükümetiniz adına mı yoksa eşiniz hesabına mı yapıyorsunuz?" diye sorsa ne cevap verecek?
Pis numara!
Türkiye'yi, kirlenen siyaset batırdı. Kurtuluşun yolu da temiz siyasettir. Dokunulmazlık ayrıcalığı yüzünden siyasetçilere dokunulamıyor. Seçimden önce AKP lideri Erdoğan bu konuda millete söz vermişti ama şimdi yan çiziyorlar
Haberin Devamı

