Kemal ve Yavuz Uzan'la Hakan Uzan bir buçuk yıldan beri aranıyor ve bir türlü yakalanamıyor.
Haklarında "binlerce yıl" hapis istemli onlarca dava bulunuyor ve bu sanıkların Ürdün'de barındıkları bilindiği, bu istihbarat Interpol tarafından doğrulandığı halde Türkiye'ye teslim edilmeleri talebi sürekli uyutuluyor.
Ürdün dost bir ülke. Ama Kral Abdullah ile Hakan Uzan'ın okul arkadaşlığına dayanan bir dostlukları da var. Kral, uluslararası hukuk ile özel dostluğun yüklediği "vefa borcu" arasında sıkışmış olabilir deniyor.
Kralın, özel yaşama ait görüntüleri kasete kaydedip arşivleme merakına sahip Uzan'lara, çiftliklerindeki misafirliği sırasında "koz" vermiş olabileceği ihtimali de hep zihinlerin bir kenarında saklı kaldı.
Fakat Ürdün'ün koruyucu tavrı konusunda şimdi "üçüncü bir ihtimal" daha belirmiş bulunuyor:
Uzanlar'ın kaçırdıkları büyük para birikimini Ürdün'de tuttukları ve bu sermaye gücünün onlara koruma sağladığı..
"Yurt dışına kaçanların ya ölüsünü ya da dirisini er geç mutlaka getireceğiz."
Adalet Bakanı Cemil Çiçek, devlet üslubuna pek uymayan bu çağrıyı ikinci defadır yapıyor. İktidardaki asabiyeti yansıtan bu sözlerin sebebini bugün VATAN'ın manşetine çıkan haber açıklıyor:
Uzanlar, TELSİM'e el konulmasından sonra, yabancı operatörlerdeki alacaklarının Ürdün'deki hesaplarına aktarılmasını sağlamışlar.
İmar Bankası'ndaki çifte kayıt oyununu TELSİM'de de oynamışlar, sattıkları bazı telefon numaralarını kayıt dışı tutmuşlar.
Kayıt dışı telefonlarla 200 milyon dolar, yabancı operatörler yoluyla da 11 milyon dolar kaçırmışlar.
"Uzanlar İmar Bankası'ndaki çifte kayıt sistemiyle devleti 5 milyar doların üstünde zarara soktu. Onun yanında devede kulak sayılacak bir para niçin iktidarda daha büyük öfke yarattı?" diye sorabilirsiniz.
Çünkü son soygunlar, bu iktidarın atadığı yöneticilere rağmen ve onların acemiliğinden yararlanılarak gerçekleştirilmiştir.
Tıpkı İmar Bankası'na atanan denetçilerin gözü önünde hayali Hazine Bonosu satılarak 22 bin ailenin dolandırılması gibi..
"Her serde bir hayır vardır" derler.
Uzanlar'dan yediği bu "pis gol" onları yurda getirmek konusunda iktidar üstünde kamçı etkisi yaratacaktır.
Tavşana kaç, tazıya tut..
Cumhurbaşkanı Sezer, öğrenci affı yasasını veto etti.
On binlerce genç üstünde bu vetonun yaratacağı hayal kırıklığının sorumluluğu AKP'ye aittir.
Çünkü yasa, kamuoyuna yansıyan adından da belli olduğu gibi bir af getirmektedir. Anayasa'nın 87'nci maddesi de af yasalarının meclisten beşte üç çoğunluk oyu ile geçebileceğini hükme bağlamaktadır.
Yani ortada bir kötü sürpriz yoktur, iktidarın bile bile yaptığı bir matematik yanlış vardır.
Aslında bu af girişimi ile iktidar akademik hayata kabul edilemez bir müdahalede bulunmuş, bu günahı da "mahcup" bir yaklaşımla işlemiştir.
Çünkü affı meclise getirmiş, fakat mecliste sahip olduğu yeterli çoğunluk ile icraatının arkasında durmamıştır.
Şimdi Cumhurbaşkanı Sezer'e karşı açılacak kışkırtma ve kötüleme kampanyalarının hiçbir inandırıcılığı olmayacaktır.
Yanlış da olsa bu af artık çıkmak zorundadır. Gençlerin hayalleri ve umutları ile bu kadar oynanamaz.
İktidar grubu "tavşana kaç, tazıya tut" oyunu peşinde değilse milletvekillerini ikinci görüşmede yasaya sahip çıkmaya ikna etmek zorundadır.
Pis gol...
Kemal ve Yavuz Uzan'la Hakan Uzan bir buçuk yıldan beri aranıyor ve bir türlü yakalanamıyor
Haberin Devamı

