Başına Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan’ı geçirerek YÖK’ün yapısını, yargı kararlarını bile dolanmaya cüret edebilen bir zihniyetin denetimine soktular.
Ardından çoğu cumhuriyet değerlerini savunan birer kale olan üniversitelerin rektörlerini hedef alan operasyonlar başlatıldı.
İstanbul Üniversitesi, cumhuriyetin ilk üniversitesi olarak özel bir önem taşıyor.
Şimdi hedef bu üniversitedir ve dün YÖK’te İstanbul Üniversitesi’nin başına AKP’nin kadrolaşma kriterlerine uyan bir rektör getirme amaçlı planın yeni bir aşaması katedilmiştir.
İstanbul’da rektör adayı olarak belirlenen altı öğretim üyesi dün YÖK Genel Kurulu’nca üçe indirilmiştir.
Ama yenilenen YÖK, kendisini hayata geçiren iktidarın beklediğini yapmış, en yüksek oyu alan Prof. Dr. Ali Akyüz’ü ikinci sıraya koyup buna karşılık üniversitesindeki seçimde ikinci olan Prof. Dr. Yunus Söylet’i başa geçirerek listeyi Cumhurbaşkanı’na sunmayı uygun görmüştür.
Hokus pokus seçim
Daha önce de YÖK’ün üniversitelerde belirlenen sırayı değiştirdiği çok görülmüştür. Ama buradaki örnek farklı bir durumdur.
YÖK Genel Kurulu’nda akademik birikiminin veya yöneticilik kalitesinin yarattığı fark nedeniyle Prof. Söylet’in hakkını aldığı iddia edilemez.
Çünkü kendisinin sadece eşi türban taktığı ve Başbakan’ın aile doktoru olduğu için iktidar çevreleri tarafından yarışa özendirildiği konusunda yaygın bir inanış bulunmaktadır.
Eğer kendi üniversitesinde aldığı oylara göre oluşmuş sıralama, elde edilmiş başarılar ışığında değiştirilecekse üçüncü sıradaki Prof. Dr. Melih Boydak’ın 1 numaraya konularak Cumhurbaşkanı’na sunulması çok daha inandırıcı olurdu.
Çünkü Prof. Boydak’ın, nesli tükenmeye yüz tutmuş Toros sedirlerini kurtaran, bu muhteşem ağaçları 24 yılda 86 bin hektarlık ormanlara dönüştüren bir başarısı vardır.
Ve bu başarı Birleşmiş Milletler’in çevre ödülüne lâyık görülmüştür.
Gül sürpriz yapar mı?
İstanbul Üniversitesi’ne AKP’nin hayalini kurduğu zihniyette bir rektör getirmek şu aşamada Cumhurbaşkanı hesabına kolaylaşmıştır.
Ama YÖK’ün Abdullah Gül’e adayların sırasını değiştirerek gollük bir pas uzatması bu seçimin akademik ve demokratik ahlâkın ihlâli olacağı gerçeğini değiştirmeyecektir.
Üniversite, ideolojik bir misyon anlayışının zaptedici ve intikamcı ilkelliğine feda edilmemelidir.
Eşi türbanlı adayların yarışta avantaj sağladığı mesajının verilmesi belki türbanın siyasi bir yatırım aracı olarak değerinin artmasına ve akademik dünyada yayılmasına katkıda bulunur ama bu kazanç, yitirilen değerler yanında pek hafif kalır.
Ağır faturasını gördüğünde galibine “Allah’ım bana bir daha böyle bir zafer gösterme” dedirten Pirus zaferi var ya iktidar öylesi bir sahte zaferin eşiğindedir.
Cumhurbaşkanı’nın aklı ve yüreği bakalım üniversiteyi, ülkeyi ve içinden çıktığı iktidarı korumaya yetecek mi?
Pirus riski var!
Haberin Devamı

