Nefret bombalarının ardındaki yüzler ve niyet ortaya çıkmaya başlayınca Bill Clinton'ı hatırladım.
Türkiye'yi ziyaretinden az önce (Kasım 1999) Berlin Duvarı'nın yıkılışının onuncu yıldönümü nedeniyle Georgetown Üniversitesi'nde konuşurken şöyle demişti:
"İnanıyorum ki önümüzdeki yüzyıl büyük ölçüde Türkiye'nin geleceği ile bugünkü ve yarınki rolünü nasıl tanımlayacağına bağlı olarak şekillenecektir."
Bu sözleri, gitmeye hazırlandığı ülkede misafirperverlik görmek isteyen kurnaz bir siyasetçinin riyakârlık kokan yatırımı gibi karşılayanlar oldu.
Oysa bugünün gerçekleri, Clinton'ın Türkiye'ye, islâm dünyasına ve Batı'ya alternatifi olmayan hayati bir misyon önerdiğini gösteriyor. Onun geleceği iyi okuyan bir lider olduğunu ispatlıyor.
Clinton'ın sözlerinde, Batı'nın da vazife çıkaracağı bir hedef bulunuyordu:
"Eğer Türkiye, istikrarlı, demokratik, laik bir İslâm ülkesi olarak Avrupa'nın tam bir parçası olabilirse gelecek daha iyi şekillenecektir."
Neden kudurdular?
İnsanlığın evrimi hep haklar ve özgürlükler yönünde gelişti. Bu gelişmeye ayak uydurmayı başaran tek İslâm ülkesi Türkiye oldu.
Petrol zenginliğine rağmen pek çok İslâm toplumu niçin mutsuzdur? Niçin dünyayı yakmak isteyen terörün nefret ve para kaynakları buralardan besleniyor?
Tek fark, dini inancın ve demokratik özgürlüklerin sigortası olan laikliği biz gördük, aldık, hayat biçimi yaptık, onlar reddettiler. Türkiye modeli AB üyeliği ile başarısını güvence altina aldığı takdirde bu örnek, Müslüman toplumlardaki despot yönetimlerin sonunu getirecektir.
Saldırıların arkasında elbette İran, Suudi Krallığı ve El Kaide olacak..
Siyasi İslâm köklerinden gelen bir partinin bu modele eski hükümetlerden daha sıkı sarılması, elbette bunlar üstünde alarm etkisi yapacak.
Örümcek kafalar..
Adını koyun koymayın, dinci terör İngiltere ve İsrail'i hedef almış gibi görünse de gerçekte, dinler çatışmasının tek panzehiri olan laik ve Müslüman sentezine saldırmaktadır.
Türkiye'nin görevi, terörü göğüsleyecek çaba, basiret ve dayanışmayı göstermek, Batı'nın sorumluluğu, hatta menfaati, Türkiye modelini dünya vitrinine koyacak "AB üyesi Müslüman ülke" örneğini bir an önce gerçekleştirmektir.
Bu dönemde eylemler sözlerden daha önemlidir.. Gündemi türban ve imam hatip baskısından kurtarmak yetmez, örümcek kafalara geçit verirsek yine kaybederiz.
DSİ'nin açıktan atama yapacağı 65 inşaat mühendisini sadece erkeklerden seçme kararı, Türkiye'yi sabote ermektir.
Eşitlik nerede, adalet nerede?
Türbanlı mühendis yok diye mi kadınlardan esirgediler bu hakkı?
AKP değişim iddiasını ve misyonunu böyle ilkellik ve adaletsizliklerle lekelememelidir.
Perhiz ve turşu...
Adını koyun koymayın, dinci terör İngiltere ve İsrail'i hedef almış gibi görünse de gerçekte, dinler çatışmasının tek panzehiri olan laik ve Müslüman sentezine saldırmaktadır
Haberin Devamı

