Pazarlık şartları

Haberin Devamı

Oslo sürecinin deşifre edilmesi bir bakımdan iyi oldu.

Siyaset “kullanışlı” bir müzakere zeminini gerektiği an korkmadan devreye sokacağını biliyor.

Terörün savaş boyutları alması üzerine Oslo sürecini yeniden işler hâle getirme isteğini belli eden hükümet derhal karşılığını aldı.

Oslo’da yürütülen müzakerelere PKK tarafı olarak katılan Zübeyir Aydar İngiliz yayın kuruluşu BBC’ye verdiği demeçte “görüşmelerin yeniden başlaması için hazırız. Talep gelirse şartsız masaya otururuz” dedi.

İktidar sözcülerinin ateşkese duydukları ihtiyacı çok açık belli etmeleri Aydar’ın yaklaşımına kimine göre kibir, kimine göre şımarma olarak yansıyor.

Talep bekleyen PKK, devlete eşit bir statü vehmediyor.

Dün de BDP Genel Başkanı Demirtaş AKP ile CHP’nin bulunacağı bir masaya müzakere için oturmaya hazır olduklarını açıkladı.

CHP bile doğru hedeflerle Oslo tarzı müzakerelere karşı olmadığını söylüyor.

Adalet Bakanı Ergin dün devletin terör sorununu çözecek her imkânı -Öcalan’ı muhatap kabul etmek de dâhil- kullanması gerektiğini savunuyordu.

Şu andaki sorun, iktidarın müzakere sürecini terörden bunalıp mecbur kaldığı için canlandırmaya çalıştığı inancının uyandırılmasıdır.

Nitekim dün BDP lideri Demirtaş “AKP ilk defa savaş gerçeği ile karşılaşıyor. O yüzden ne yapacağını bilmiyor” dedi.

İktidarın bu görüntüyü en kısa zamanda düzeltmesi gerekiyor. Aksi hâlde şart dayatmanın hayali bile kurulamaz.

Zaten kimse “PKK ancak silâh bırakırsa görüşülsün” ön şartı üstünde bir gerçekleşme beklememeli. Görüşme doğal olarak PKK’nın silâh bırakmasını sağlayacak şartları belirleme hedefine yönelik olacaktır.

Başarı yine askerin fedakârlığına ve kahramanlığına bakıyor.

Adalet özlemi çekmek

Genelkurmay’ın Balyoz cezalarına ne diyeceği merak ediliyordu.

Açıklama geldi. TSK olarak dava boyunca sabır ve metanetle kararın beklendiği; sanık ordu mensupları ile ailelerinin yaşadıkları üzüntünün “derinden hissedilerek paylaşıldığı” belirtilerek şu temenni ifade edildi:

“Yargılamanın hakkaniyete uygun, kesin bir hükümle neticeleneceğine inanmaktayız!”

Bu sözler şüphe ve güven sorunu bulunduğunu gösteriyor. Çünkü “hakkaniyet” bu davada hep eksikliği hissedilen bir erdem olarak kalmıştır.

İstanbul Barosu Başkanı Kocasakal’ın dün bir TV kanalında anlattıkları, Yargıtay’dan bambaşka bir adalet anlayışı beklenmesinin nedenidir.

Baro Başkanı’nın dediğine göre mahkeme sanıklarla avukatlar arasında geçen konuşmaları mikrofon sarkıtarak dinlemiş, itiraz edilince mahkeme başkanı şöyle tepki göstermiş:

“Bu tepkileriniz size kararda geri dönecektir.”

Kravat takan katillerin bile yararlandığı “iyi hâl indirimi”nden Balyoz sanıklarının mahrum bırakılması, yukarıdaki tehdidin boş lâf olmadığını gösteriyor.

İnsanlara adalet özlemi çektirmekten daha ağır eza, cefa olamaz!

DİĞER YENİ YAZILAR