CHP Genel Sekreter Yardımcısı Sevigen’i dün TV’de izlerken içim hüzün doldu.
Seçimde AKP’yi kent rantlarına yönelik soygunlarıyla vuracağına inanan ana muhalefet partisi üst düzey bir yöneticisinin şahsında umutsuz bir savunma yapıyordu.
Çünkü Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Sevigen tam da CHP’nin savaş açtığı soygun türüne uyan bir imar rezaletine bulaştığı için VATAN’ın hedefi olmuştu.
Yolsuzluğu kanıtlayan belge elde olduğundan sözü uzatmanın anlamı yoktur.
Benzer olayda AKP Genel Başkan Yardımcısı Dişli nasıl görevinden istifa ettiyse Sevigen de aynı fazileti göstermek borcu altındadır.
Bayrağa hakaret
Fakat belli ki direnecek..
Çünkü partinin altı oklu bayrağını arkasına alarak konuştuğuna göre CHP’nin lideri ve Genel Sekreteri ona kanat germişler demektir.
Sormak lâzım:
Ne hakları var?
Bir borçları mı var?
Bir kader seçim arifesinde halka “Yok birbirlerinden farkları. Al birini vur birine” dedirtmek ağır bir sorumluluktur.
Baykal, VATAN’da çıkan belgelere rağmen Genel Sekreter Yardımcısı’nın hâlâ parti bayrağına sığınmayı hak ettiğini düşünüyorsa kendi samimiyeti tartışma konusu olur.
Sevigen dün haber kanallarında yarım saate yakın savunma yaptı.
Ama meseleyi bilmeyenler bile ekranda görünen adamın temiz olmanın gücü ile hesap soran biri değil “Ben ettim, siz etmeyin” diyen bir çaresiz olduğunu tahmin ederlerdi.
“Şecaat arzederken merdi kıpti sirkatin söylermiş...”
Açık bir itiraf...
Olay, bir yeşil alanın
23 katlı lüks bir yapıya dönüşmesiyle ilgili vurgunda Sevigen’in ne yaptığıdır.
Evet, bütün bu katakulliler Başbakan’ın sınıf arkadaşı Mehmet Emin Erkan’a yeni milyon dolarlar kazandırmıştır ama işi kotaran adam olarak Mehmet Sevigen de unutulmamıştır.
Sevigen dün kendisine “Emek verdin, ortak ol” dediklerini söylüyordu.
Bu söz savunma değil açık bir itiraftır!
Bir imar yolsuzluğunda ana muhalefet partisinin üst düzey yöneticisi ne rol oynayabilir ki?
Vereceği “emek” veya hizmet olsa olsa nüfuz suiistimali olur.
Sevigen dün, kendisine komisyon anlamında menfaat kazandıracak taahhüdü yazıya döken belgeyi reddedememiş sadece “Ben edimimi yerine getiremediğim için ortaklık gerçekleşmedi” demiştir.
Sevgilisinin evinde yakalanan evli adamlar ne diyeceklerini bilemeyip “aynı yatakta yakalanmadık” diyerek temize çıkacaklarını zannederler ya, ona benziyor.
Orada ne halt ediyordun? Bu işlerin içinde ne arıyorsun?
Boğazına kadar batmıştır rezalete. İstifasını istemek, direnirse azil işlemine başvurmak dışında çıkar yol kalmamıştır.
Buna rağmen tahrikler durmayacaktır.
Yalnız unutulmasın:
Onu koltuğuna yapışması için cesaretlendirenler, bilerek veya istemeden Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçim şansını baltalayacaklardır!
Parti bayrağı kalkan mı?
Haberin Devamı

