Parlamento lâzım bize

Haberin Devamı

TBMM’ye bir parlamento denebilir mi? Bu soruya göğsünüzü gere gere EVET diyemezsiniz.

Dün parti gruplarının günüydü.

“Salılardan sıkıldık” diyen vatandaş haklıdır.

Gerçekten sıkıcı olmaya başladı.

Parlamento yasa yapar, denetim yapar, müzakere eder ve ortak çözümler bulur.

Oysa “incir çekirdeği doldurma tesisleri” gibi işliyor Meclis.

İyi yasa yapmasına, denetleme görevini yerine getirmesine Meclis içtüzüğü imkân vermiyor.

Liderlerin sadece birbirlerine hakaret yağdırma seansı olarak geçen grup toplantıları, TBMM’nin parlamento kalitesi ve geleneği kazanamamasının yansımasıdır.

Gazeteci kökenli CHP Milletvekili Oktay Ekşi merak edip inceleyince, 136 yıllık parlamento tarihimizin en demokratik meclis zeminini 1927-1957 arasındaki içtüzükle yaşadığını tespit etmiş.

İçtüzüğün birçok hükmünü değiştiren 171 maddelik yeni bir TBMM İçtüzüğü önerisi hazırlayıp Meclis Başkanlığı’na sunmuş.

Ayrıntıları merak eden çıkar diye bir basın toplantısı da yapmış ama yanlış tahminde bulunduğunu ertesi günkü gazetelere bakınca anlamış.

Parlamento kalitesine yükselmiş bir Meclis’e sahip olmak için daha kaç yıl bekleyeceğiz?

Bu çağda bu kafa!

Bin yıl önce İran’da bugünün Türkiyesi’nden daha çok mu özgürlük vardı?

Herhâlde vardı.

Baksanıza “Irmaklarından şarap akacak diyorsun; Cennet-i âlâ meyhane midir?” diye yazan Ömer Hayyam’a bir şey olmadı ama aynı dizeleri yazan büyük bir sanatçı 21. Yüzyıl Türkiyesi’nde on ay hapse mahkûm oldu.

Piyanist Fazıl Say bu cezayı fiili olarak çekmeyecek.

Ama manevi yükü daha az yıpratıcı değildir.

Mahkeme Fazıl Say’ın “Dini değerleri alenen aşağılama” suçu işlediğine karar vermiş.

Bu hüküm Türkiye’de din istismarından beslenen sapmaların işi nereye vardıracağı konusunda uyanan şüphe ve korkuları elbette artıracaktır.

Fazıl Say’a verilen ceza konusunda görüşünü soran gazetecileri Başbakan Erdoğan “Onlarla bizi meşgul etmeyin” diyerek susturdu.

Halbuki bu konuda görüş söylemek hele Türkiye’yi ifade özgürlüğü bulunmayan yasakçı bir ülke gösteren olay hakkında kafa yormak, yürek koymak bir siyasetçinin zamanını boşa harcaması değildir.

Özgürlüğü sadece iktidarın hoşuna gidecek fikirlere tanımak, bu çağda en mutaassıp hükümetlere bile yakışmıyor.

DİĞER YENİ YAZILAR