Kanatlı kâbusun yaşandığı bölgeden TV'lere ve gazetelere yansıyan görüntüler şunu düşündürüyor:
Eğer kuş gribi virüsü bir gün insandan insana geçecek biçimde değişime uğrayacaksa bu felâket Uzakdoğu'dan önce bizim doğuda gerçekleşecektir.
Bölgeden gelen fotoğraflar acı, ümitsizlik ve kahredici çelişkiler yansıtıyor:
Ölümün kanatları ile örttüğü köyler ve kasabalar... Hastalığın kırdığı tavuk ölüleri... Ve neşenin kanatlarını takmış çığlık çığlığa çocuklar... Belli ki kimse onları uyarmıyor.
Tavukları, kazları, ördekleri onlar yakalıyor, uzay giysilerine benzer korumalı formalar içindeki görevliler de naylon torba uzatıyor.
Rezalete bakar mısınız, bu görevliler kendilerini koruyorlar, çocukları değil...
Ölü tavuk türküsü
Günlerden beri iyi örgütlenmemiş bir devletle cehaletin karanlığında koynuna girdiği ölümü görmeyen, tehlikeyi algılayamayan bir toplumun trajedisini izliyoruz.
Bakanlar, resmi görevliler ikide bir aynı sözleri tekrarlıyorlar:
Paniğe gerek yok.
Kuş gribi tecrübesini iki ay kadar önce Balıkesir'de yaşadık. O dönemde hastalığın yarattığı tehdit ve korunma çareleri günlerce TV'lerde ve gazetelerde yazıldı, çizildi, anlatıldı.
Ama Doğu'da yaşadığımız ikinci tecrübe, ilk dersin hiç bir bilinç kazandırmadığını ortaya koymuştur. Çocukları hastalanan bir adam telefonla bağlandığı bir TV' de, ölmüş tavuğu kesip yediklerini söyleyebilmiştir.
Buna hayret etmemek lâzım çünkü "Ölü tavuk pişirdiler / Soframıza getirdiler" diyen bir türkümüz var bizim. Dünyada bir benzeri asla yoktur.
O nedenle bakanlarımız söylemlerini değiştirmelidirler.
Paniğe gerek vardır!
Neden derseniz...
Çünkü hastalığın tehdidi altındaki kitle tehlikeyi algılamaya yetecek bilince sahip değildir. Bu insanlar kısa zamanda eğitilemezler. Sahip olmaları gereken davranış biçimlerini kabule ancak korkutularak razı edilebilirler.
Artık belli, bize özgü yöntemlerle bu tehdide karşı kendimizi savunamayız. Mikrop geldi bir kere.. Kuşların her göç mevsiminde bu tehlike yeniden canlanacak.
Köylerdeki yaşam biçimini değiştirmedikçe ne kendi halkımızı güvenliğe kavuşturacağız, ne insanlığa karşı görevimizi yapabileceğiz.
Köy yaşamının aynlmaz parçası olan kümesler, sabah salınıp akşam toplanan tavuklar, kazlar, ördekler dönemi kapanacak.
Anadolu'da ne kadar zor bir devrimdir bu? Köylüye "tavuk ve yumurta yemeyeceksin artık" demek gibi bir şey.
Yasak da etseniz başaramazsınız.
Tek yol vardır, korkutmak.
"Paniğe gerek yok" demek, paniği haklı kılacak boyutlara ulaşmış felâkete davetiye çıkarmaktır!
Paniğe gerek var!
Kanatlı kâbusun yaşandığı bölgeden TV'lere ve gazetelere yansıyan görüntüler şunu düşündürüyor...
Haberin Devamı

