Paket çözüm!

Haberin Devamı

Amerika işgal ettiği bir toprağa üçüncü bir ülkenin askeri harekât yapmasına rıza gösterebilir mi?
Hayır... Çünkü öyle bir durumda “süper güç” iddiasından vazgeçmiş olur.
Bunu yapmaz ama Türkiye’nin dostluğundan da vazgeçemez.
İşte bu iki tespit, durumu kurtaracak asgari çözümün çerçevesini çizmektedir:
Washington Türk özel kuvvetlerinin hava desteğinde, ABD’nin vereceği nokta hedeflere operasyonlar yapmasına yeşil ışık yakacak, yanı sıra Kuzey Irak’taki 10 dolayında PKK elebaşısını Öcalan’a yaptıkları gibi paketleyip Türkiye’ye teslim edecektir.
Haberi güvendiğim bir kaynaktan aldım.
Mesut Barzani’nin “Hiçbir Kürt’ü vermem” dediğini hatırlattığımda kaynağım o sorunun geride kaldığını anlattı.
Kendini Kürt Padişahı olarak görmeye başlayan Barzani, bu cüretinin kaynağı olan Amerika tarafından nihayet uyarılmıştır.
Barzani “Hiçbir Kürt’ü vermem” diyor ama Türkiye onları Kürt oldukları için değil terör, cinayet, gasp, haraç, eroin kaçakçılığı, ırza geçme suçları işlemiş Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları oldukları için istiyor.
Bu yaklaşım tarzının etkili olduğu bildiriliyor. İşaretleri de gelmeye başladı dün.
ABD Dışişleri Bakanı Rice “Kuzey Irak’taki bölgesel Kürt yönetiminin sorumluluğunu kullanmasını istiyoruz. Bu bölgeden terör saldırısı yapılması kabul edilemez” dedi.
Bir gün önce Mesut Barzani PKK’yı terör örgütü olarak görmediklerini tekrarlamışken dün ikinci adam Neçirvan Barzani “modern dünyada PKK teröristlerinin uyguladığı türden şiddetin yeri olmadığını” belirterek büyük bir tavır değişikliği sergiledi.
Amerika, iyi şeyler yapabileceği konusunda güven duyulmayı artık pek hak etmiyor.
Ama 5 Kasım her şeye rağmen beklenmeye değer bir umut durağıdır.

Dikkat tehlike!

Biliyorsunuz, hükümet Hakkâri’deki terör saldırısı ardından yayın yasağı getirmişti.
Kanal Türk televizyonu itiraz etti. Danıştay 13. Dairesi itirazı haklı buldu. Yasağın sınırları belirli olmadığı için yayın yasağı iptal edildi.
Başbakanlık ısrar etti, yeni bir başvuruda bulundu. Toplanan Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Başbakanlık’ın bu başvurusunu da reddetti.

Vay sen misin?..

Başbakan dün parti merkezinde il başkanlarına hitap ederken, ileride çok pişman olacağından emin olduğumuz korkunç berbat şeyler söyledi.
“Hükümetimiz yayın konusunda yasak getirmek istiyor. Hukuki yolları çalıştırıyor. Ama bakıyorsunuz ki bir müracaat bir TV kanalından yapılıyor, malûm (Kanal Türk). Onun üzerine farklı bir kurum (Danıştay) bakıyorsunuz o müracaat doğrultusunda karar alıyor.
Bunlar bizi düşündürüyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde bunun benzerini göremezsiniz. (...) İşte biz burada başka türlü düşünmeye başlarız. Yani bu, hükümete karşı tavır takınma anlamına gelir!”
Başbakan’ın konuşmasındaki en doğru tespit “Dünyanın hiçbir yerinde benzerini göremezsiniz” sözüdür.
Evet doğru, bir yüksek mahkemenin başbakan tarafından bu kadar açıkça suçlandığı bir hukuk devletini dünyanın hiçbir yerinde göremezsiniz.
Çağdaş bir devlette yargı niçin bağımsız olmalı?.. Başbakan’ın saldırgan tutumu, bağımsız yargının hayati gerekliliğini, dehşet saçan bir inandırıcılıkla ispatlamaya yetiyor.
Yargıdan, hukuk devletinden böylesine isyan içinde şikâyetçi bir iktidar, demokrasi güçleri tarafından aralıkssız takibe alınmalıdır.
Çünkü bu cüretin biz uyurken ne yapacağını kimse bilemez!

DİĞER YENİ YAZILAR