CHP'nin Genel Başkan koltuğunda kimin oturacağı bizi çok ilgilendirmiyor. Ama Deniz Baykal'ın bu koltuğu kaybetmemek için verdiği mücadelenin kalitesi halkı ne kadar rahatsız ediyorsa bizi de o kadar rahatsız ediyor.
Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül bu köklü partinin liderliğini taşıyacak yeterliliğe sahip midir; buna kurultay karar verebilir. Vatandaş olarak bizi ilgilendiren, parti liderliğine giden yolun açık olmasıdır.
Deniz Baykal bu yolu tıkamıştır. Kendisine rakip olanları, haysiyet kırıcı bedeller ödemeye mahkûm etmesi suçtur, ayıptır! Jandarma kuşatmasında, dikenli tellerle çevrili, halka kapalı kurultaylar ve disiplin bahaneli infazlar döneminden "tecavüz dönemi" ne mi geçildi CHP'de?
Baykal dün partisinin meclis grup toplantısında şöyle bağırıyordu:
"Dün benim bulunduğum yerde Mustafa Kemal Atatürk vardı, bugün ben varım, yarın bir başkası olacaktır. Ama Mustafa Kemal'in oturduğu koltukta hiçbir zaman hesabını vermemiş, adı rüşvetçiye çıkmış, yolsuzluklara bulaşmış bir kimse olmayacaktır!"
Yargısız infaz gibi
Atatürk'le arasındaki genel başkanları Sarıgül'e "haddini bil" iması yapmak amacıyla hatırlatmadı diyelim. Peki Sarıgül'ün "adı rüşvetçiye çıkmış, yolsuzluklara bulaşmış bir kimse" olduğunu hangi hakka dayanarak ilân etti?
Yargı kararını beklemeye sabrı kalmayan Baykal'ı en temel insan hakları kuralını çiğnemeye sürükleyen sebep, artık halkın gözünde meçhul değildir.
CHP halkın özlemlerine cevap veremiyor, küçülüyor. "Kabına sığamayan başkan" diye partisine aldığı Şişli Belediye Başkanı Sarıgül bu ihtiyacı yakalamış, meydanlarda yarattığı değişim talebinin gümbürtüsü ile Baykal'ı sallamaya başlamıştır.
Koltuğuna yönelen tehdit karşısındaki bilinen tutumu nedeniyle Baykal'ın suçlamaları Sarıgül'ü gözden düşürmüyor, Tayyip Erdoğan'ı liderliğe taşıyan dinamiği tahrik ediyor. Baykal bu tutumu ile yargıya ve gerçeği arama çabalarına da zarar veriyor.
Baykal'ı tanımak zor
Ümitsiz direnişi sırasında dün "süper zenginlerin imar yolsuzluğu"nu eleştirirken "yoksulların gecekonduları"nı meşrulaştırıyordu. Koltuk hırsının hukuku ne hale getirdiğine ibretli bir örnek!
"Belge" dediği şey "Araştırma Komisyonu" adıyla kurduğu "parti mahkemesi"nin raporudur. O rapor, rüşvetten suçladığı "belediye üst düzey yöneticileri" arasına Belediye Başkanı Sarıgül'ü dahil etmeyen İçişleri Bakanlığı Mülkiye Başmüfettişi'ne ateş püskürüyor.
Öfke öylesine kontroldan çıkmış ki CHP'nin raporunda "Sarıgül, görevi ihmal suçu ile paçayı sıyırmakta" diye kahvehane ağzı kullanılıyor.
AKP hükümetine bağlı bakanlığın başmüfettişi Sarıgül'ü rüşvet suçuna ortak etmediği için CHP lideri sevinmiyor, küplere biniyor.
Sarıgül paçayı gerçekten sıyıracak mı; onu yargı süreci sonunda göreceğiz.
Ama şimdiden belli olan şu ki, değişim rüzgârına paçasını kaptıran Deniz Baykal'ın durumu çok zor, hatta imkânsız gibi..
Paça çorbası
CHP'nin Genel Başkan koltuğunda kimin oturacağı bizi çok ilgilendirmiyor. Ama Deniz Baykal'ın bu koltuğu kaybetmemek için verdiği mücadelenin kalitesi halkı ne kadar rahatsız ediyorsa bizi de o kadar rahatsız ediyor
Haberin Devamı

