Özürlü ortaklık

AB yolundaki en büyük destekçimiz olan Almanya Başbakanı Schröder ağır bir seçim yenilgisine uğradı

Haberin Devamı

AB yolundaki en büyük destekçimiz olan Almanya Başbakanı Schröder ağır bir seçim yenilgisine uğradı.

Partisi SPD, Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde iktidarı Hıristiyan Demokratlara kaybettiği için Başbakan Schröder sonbaharda erken genel seçime gitme kararı verdiklerini açıkladı.

Bu durum, Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğine karşı çıkan, onun yerine "ayrıcalıklı ortaklık" öneren Angela Merkel'in Hıristiyan Demokrat Partisi'nin beklenenden bir yıl önce Almanya'da iktidara gelmesi sonucu doğuracaktır.

AB yolunda önemli bir destekten yoksun kalmak demektir bu.

Önümüzdeki pazar günü AB Anayasası Fransa'da halk oyuna sunulacak. Benzer bir düş kırıklığı bizi orada da bekliyor. Kamuoyu araştırmaları "hayır" diyenlerin hâlâ önde olduğunu gösteriyor.

Ve "hayır"cılar Türkiye karşıtlığında buluşuyorlar.

Tatsız gelişmeler ama dünyanın sonu değil.

AB bir hukuk ortamıdır ve Türkiye 3 Ekim'de başlaması karar altına alınmış müzakerelerin şu veya bu nedenle etkilenebileceği korkusuna asla kapılmamalıdır.

Hele "ayrıcalıklı ortaklık" önerisini kendi aramızda tartışmaya başlamak bile büyük hatadır. Bu yanlışa düşenler oluyor.

Neymiş?. Türkiye 15-20 yıl beklemeden imtiyazlı ortak olur, Avrupa'nın sağlık ve çevre standartlarına uyum için harcayacağı 10 milyar dolan ödemekten kurtulduğu gibi Kürt, Ermeni, Kıbrıs sorunlarında taviz vermeden ekonomik yardımları da cebe indirilmiş..

Bize önerilen şeyin "ikinci sınıf üyelik" olduğu gerçeğini, altınla bile kaplansa değiştirmek mümkün değildir. Bu tuzağa düşmemek gerekir.

Türkiye'yi eksikleri ve yanlışları ile AB'ye kabul etmenin bir yolu bulunduğu ümidini yaratmak, Türkiye'nin yolunu Brüksel'de değil, kendi içinde kesmenin oyunudur.

Dışarda ne olursa olsun Türkiye 3 Ekim'deki müzakere gününe yoğunlaşmak, ödevlerini tamamlamalıdır.

Ve kimse "imtiyazlı üyelik" veya "ayrıcalıklı ortaklık" denilen şeyin bir onurlandırma payesi olduğunu sanmamalıdır. O nitelemenin Türkçesi "özürlü ortaklık"tır.

Kendimize bu hakareti reva görmeyelim!

Yaratıklar..
Sevinirken başkalarına zarar vermek insan davranışı olamaz.

İnsanlıktan çıkmış yaratıklar, şampiyonluk kutladıklarını zannederken pazar gecesi iki aileye evlât acısı yaşattılar.

Sokaklara dökülen taraftar kalabalıkları arasından havaya kurşun sıkan iki kişi, kutlamaları balkon ve pencerelerinden izleyen 11 ve 14 yaşında iki çocuktan birini başından, ötekini göğsünden vurdu.

İki küçük yürek umutsuz bir savaş veriyor.

Allah yardımcıları olsun.

Peki bu canilerin kurban adayı durumunda yaşamaya daha ne kadar razı olacağız? Cahil ve sorumsuz insanların elinden o silâhlan alamıyoruz, bu cinayetleri işleyenleri cezalandıramadığımız için etkili ibret de yaratamıyoruz..

Ne yapacağız?

Kutlama günlerinde kendimizi evlerimizin en kuytu odalarına hapis mi edeceğiz?

Böyle kamu düzeni olur mu?

Bu çocuklar -Allah korusun- ölürse, yakalandığı takdirde katilleri 2 ile 4 yıl arasında hapis yiyecektir. O cezanın da çekilen her iki günü üç gün olarak sayılacaktır.

Bu kanunlarla daha çoook kurşun yeriz!

DİĞER YENİ YAZILAR