Din istismarı ile Türkiye'nin cennete gitmeyeceği gerçeğini tabanına kabul ettirmesi Tayyip Erdoğan'ın en çarpıcı başarısı oldu.
Bu politikanın takıyye olmadığını ispata yönelik adımlar atması ve söylemler geliştirmesi, Erdoğan'a ve AKP'ye laik kesimden de benzersiz çapta kredi sağladı.
Bu çevreler, Milli Görüş tabanını dönüştürme çabalarının desteklenmesi, yeri geldiğinde ödüllendirilmesi gereğine saygı gösterdiler.
Demokrasi temelindeki gönüllü işbirliği, AKP'nin tek başına iktidara gelişi ile ilişkili kara senaryoların gerçekleşmesini önledi.
İrticanın tehdit olmaktan çıkması için bize biraz akıl, biraz da zaman lâzım.
Kentleşme hükmünü yürütüyor, AB'ye yönelik arzulu çabalar sürece hız kazandınyor.
Sakınılması gereken tek şey, irtica sırtlanını uyandıracak kışkırtmalardan sakınmak ve tuğla tuğla örülen güven duvarını sağlamlaştırmaktır.
Minareye kılıf mı?
Ama ne oldu?. Bütçe Komisyonu'ndaki AKP'li üyeler bu duvarın dibinde dinamit patlattılar ve büyük hasar yarattılar.
Hükümetin talep ettiği 1600 imam kadrosunu 15 bine çıkarmak siyaset midir, dine ve halka hizmet midir? Hiçbiri değildir.
Tanınmış bir ilâhiyatçı olan CHP milletvekili Prof. Yaşar Nuri Öztürk, din sınıfı yaratmaya yönelik bu girişimi "Son dönemlerin en rahatsız edici kadrolaşma hareketi" olarak görüyor.
"Türkiye, örtülü biçimde din devleti olmaya doğru gidiyor" diyor.
Prof. Öztürk'e göre bugün 100 bine dayanan cami sayısı 2-3 yıl içinde 120 bine ulaşacak, bu kez 15 bin yerine 25-30 bin imam kadrosu istenecektir!
Güvence verilsin
Siyasetçi kimliği ile Prof. Öztürk'ün tehlikeyi abarttığı belki söylenebilir ama muteber bir ilâhiyatçı olarak islâm ve ibadet konusundaki sözlerine istismara kaçmadan bilimsel temelde cevap verilmelidir.
Öztürk "Din sınıfının olduğu din İslâm olmaz. İslâm'da ibadet Allah ile kul arasındadır" diyor ve şu tespiti yapıyor:
"Üstelik ibadet Türkiye'de olduğu gibi, ibadete katılmayanların verdiği paralarla maaşa bağlanan biri tarafından yaptırılırsa ibadet olmaktan çıkmakla kalmaz, zulüm ve günaha dönüşür."
15 bin imam kadrosu, AKP'nin güven reytingine zarar vermiştir.
Gizli niyetleri için pusuya yatmış "takıyye kumpanyası" şüphesi tekrar üste çıkmıştır.
İktidar bu girişimin parti senaryosu olmadığına ve partiyi bağlamadığına Türkiye'yi inandırmak zorundadır.
Özür borcu
Din istismarı ile Türkiye'nin cennete gitmeyeceği gerçeğini tabanına kabul ettirmesi Tayyip Erdoğan'ın en çarpıcı başarısı oldu
Haberin Devamı

