Eski Yargıtay Başsavcısı Kanadoğlu’nun iddiası siyasi kulisleri hareketlendirdi.
Sabih Kanadoğlu’na göre muhalif partiler ve bağımsız milletvekilleri birlikte hareket edip meclise girmezlerse AKP tek başına cumhurbaşkanı seçemeyecektir.
Çünkü cumhurbaşkanı seçebilmek için birinci turda 367 oy gerekiyor.
Eğer bu sayıda milletvekili meclis salonunda yoksa demek ki toplantı yeter sayısı bulunamamıştır. Böyle bir durumda yapılacak seçim zorlamadır ve itiraz halinde Anayasa Mahkemesi tarafından yapılmamış sayılarak iptal edilecektir.
Meclisin normal yasama çalışmaları sırasında Anayasa, karar yeter sayısının 139 olacağını belirtirken toplantı yeter sayısının 184 olmasını şart koşuyor.
Buradan yola çıkarak 367 oya dayalı bir karar için daha az bir katılımla gerçekleştirilecek seçimin geçerli kabul edilemeyeceği iddiasına hak vermek mümkündür.
Cumhurbaşkanının uzlaşma ile seçilmesi tercihi de Anayasa’dan açıkça yansıdığına göre “AKP’nin yolunu kesiyoruz” diyenlerin heyecanlarına hak verilebilir.
“Derhal seçim” yolu...
Ama şu soruyu da kendimize sormalıyız:
Çoğunluk dayatmasına tedbir alan anayasa koyucu acaba azınlık şantajına kapı açabileceğini düşünmedi mi?
AKP’nin milletvekili sayısı 354. Kanadoğlu’nun görüşüne göre iktidar partisi mecliste yalnız kalacak olursa en az 367 katılım gerektiren cumhurbaşkanlığı birinci tur seçimi hiçbir şekilde yapılamayacak yani meclis cumhurbaşkanını seçemeyecektir.
Anayasa öyle bir durumda ne olacağını açıkça yazıyor:
Milletvekili seçimleri derhal yenilenecek, cumhurbaşkanını yeni meclis seçecektir.
Demokratik bir anayasa, muhalif azınlığa cumhurbaşkanı seçimini kilitleyerek ülkeyi “derhal seçim”e sürükleme hakkını verir mi? Herhalde vermemeli.
Toplumsal uzlaşma elbette hedef olmalıdır. Ama bizce Anayasa, uzlaşmayı zorlamakta değil “mümkün olanda” aramış, dört turda oy şartını 367’den 276’ya kadar geriletmiştir.
Karanlıkta körebe...
Şu da var: Kanadoğlu’nun savı geçerli olsaydı Anayasa açıkça yazardı.
Olağan yasama çalışmalarında karar yeter sayısı ile toplantı yeter sayısını ayrı ayrı belirten Anayasa cumhurbaşkanı seçimi için bunu yapmamışsa bir anlamı vardır.
Süreci bulandırmaktan artık sakınmak lâzım. Çünkü cumhurbaşkanı seçimine dört aydan daha az bir zaman kaldı ve biz hâlâ ilkeleri tartışıyor, hayalet taşlıyoruz.
Evet Türkiye başkanlık sistemi ile yönetilmiyor ama yine de cumhurbaşkanımız, öteki ülkelerdeki eşitlerinden daha geniş yetkilerin sahibidir.
Adaylar çoktan ortaya çıkmalı, yeteneklerini, dürüstlüklerini incelemeye başlamalıydık. Buna hakkımız var.
Aynı günlerde yeni cumhurbaşkanını seçecek olan Fransa’da adaylar aylar öncesinden belirlendi ve kamuoyunun projektörleri altında incelemeye çoktan alındı.
Biz karanlıkta körebe oynuyoruz.
İyi bir cumhurbaşkanına sahip olma şansımız yine de sıfır değildir ama dürüstçe itiraf etmeliyiz ki bunu pek hak etmiyoruz!
Özüne girelim
Eski Yargıtay Başsavcısı Kanadoğlu’nun iddiası siyasi kulisleri hareketlendirdi. Sabih Kanadoğlu’na göre muhalif partiler ve bağımsız milletvekilleri birlikte hareket edip meclise girmezlerse AKP tek başına cumhurbaşkanı seçemeyecektir
Haberin Devamı

