Özkök niye tanık?

Haberin Devamı

Devam eden bir davanın sonu hakkında tahmin yapmak kolay değildir ama...

İddianameye giren suçların yüzde beşi bile kanıtlanırsa Ergenekon, Cumhuriyet tarihinin en önemli davası, en derinlere ulaşmış arınması olacaktır.

Fakat korkarız ki siyasi amaçlar için kullanılan yargının sebep olduğu hukuk cinayetleri içeride güven duygusunu, dışarıda da itibarımızı zedelerken olumlu kazanımları da tehlikeye sokacaktır.

İddianamede darbe planlayıcılar, darbeyi davet edecek suikastların müstakbel tetikçileri bulunuyor olabilir. Ama AKP iktidarının heves ve eylemlerinden duyduğu endişeyi biriyle paylaşırken telefon dinlemesine takılan uluslararası saygınlığa sahip hocalar da yer alıyor.

Ömürlerini devlete ve millete hizmetle geçiren onlarca değerli insanın, 12 suikast timi oluşturmakla suçlanan Susurluk hükümlüsü ile ve Danıştay cinayetini işleyen katillerle yan yana yargılanmaları, onlara daha suçları kanıtlanmadan ceza çektirmek değil midir?

Acıklı güldürü örneği

Şu andaki eğitim Atatürk’ü unutturmayı hedefliyor.

Bu gidişle yeni kuşak savcılar ilerde, Atatürk’ün gençliğe hitabesini okuyacak birinin “iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde olabilirler” dediğini duydukları anda yakasına yapışacaklardır.

Gülmeyin... Üçüncü iddianamede silâhlı terör örgütü kurmakla suçlanan dünyaca ünlü Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın CHP’li Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı telefon konuşmasının dinlemeye takılan çözümü yer almış:

Konuşma yerel seçimlerden on gün önce yapıldığı için Prof. Haberal, İstanbul belediye başkanı adayı Kılıçdaroğlu’nu performansından ötürü kutluyor.

Silâhlı terör örgütü kurmakla suçlanan Haberal “Hakikaten yani bugün ülkemiz dünden daha fazla bize ihtiyaç duyuyor” diyor. Kılıçdaroğlu “Doğru hocam, özellikle size” diye karşılık veriyor.

Haberal “Yok yok hepimize. Birinci görevimiz ülkemize sahip çıkmak. Çanakkale’de bir günde 10 bin şehit verdik, onların kemiklerini sızlatmamak lâzım” diyor.

Kılıçdaroğlu da “doğru vallahi” diye tasdik ediyor.

Özkök yetkisini aşmış

Silivri Cezaevi, bir yıllarını doldurduğu halde neyle suçlandıklarını hâlâ bilmeyen tutuklularla dolu.

Bu şüphecilik siyasetin emrindeki bir misyon olmasaydı eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün üçüncü iddianameye tanık değil sanık sıfatıyla girmesi gerekirdi.

Özkök savcılara verdiği ifadede “Ayışığı ve Yakamoz kod isimli darbe planlarından haberdar” olduğunu söylemiştir:

“Görevli olduğum dönemde çok çeşitli bilgi ve duyumlar geldi fakat bunlar resmi delil mahiyetinde değildir. Bilgi mahiyetinde okudum, değerlendirdim ancak resmi işleme koymadım, bir süre sonra da imha ettirdim.”

Özkök yasalardan almadığı bir yetkiyi kullanmıştır. Delilleri işleme koymaya gerek duymamak veya yok etmek, onun takdirine bağlı işler değildir.

Görevi o delilleri Genelkurmay Askeri Savcılığı’na vermekti.

Savcılarla işbirliği yapmayı kabul ettiği için adeta kollanmıştır.

Dava ilerde AKP’nin muhaliflerini susturmak için göze aldığı bir hukuk cinayeti olarak anılmamalıdır. Bu fırsat devlet içinde oluşmuş çetelerin kökünü kazımak amacıyla kullanılmalıdır.

Onun yolu da siyasi muhaliflere çektirilen işkenceye son verilmesi ve adaletin tüm enerjisini çetelere yöneltmesidir!

DİĞER YENİ YAZILAR