Eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök siyasetin yokuşa sardığı kritik anlarda dikkate değer çıkışlar yapıyor.
Ve çıkışları ya Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’ın konuşmalarından hemen önce oluyor (11 Nisan) veya dün olduğu gibi hemen sonra... Özkök’ün Anadolu Ajansı’na verdiği dünkü demecin ana hatlarını Kuzey Irak siyaseti ve Türkiye’nin bölünme senaryolarının konuşulduğu Hudson Enstitüsü toplantısı oluşturdu.
Askeri konulardaki birikimi ve demokrasiye bağlılığını kanıtlamış kişiliği ile Hilmi Özkök halktan saygı görüyor. Bu gerçeği demecini yayınlayan internet sitelerine yorumlarını gönderen vatandaşların ifadeleri açıkça yansıtıyor.
Gümdem başka
Hilmi Özkök bilgi ve tecrübe birikimini toplum yararına değerlendirmek ve bunu fark ettirmek istiyor olabilir. Ama yöntemine bir itirazımız var:
Mesaj verecekse konusu ve adresi açık olmalıdır.
Dünkü demecinin en dikkate değer yeri gerçekçi politikalar oluşturmak konusundaki tavsiyesi idi. “Benim politikam budur, ben böyle gideceğim” diyen katı politikalarla bir yere varılamayacağını söyledi.
Bu sözler, Irak’ın bütünlük içinde kalmasına dayalı dış politikamızın artık pek gerçekçi olmayacağını anlatmak için hükümete mi söylenmiştir?
Eğer öyleyse kötü bir zaman seçilmiştir. Çünkü gündemde Orgeneral Büyükanıt’ın “Söylediklerimizi inanarak söyledik. Aynen şu anda arkasındayız” hatırlatması vardır.
İnsanlar bu yüzden Özkök’ün “politikaları değişen şartlara uydurma” öğüdünden Büyükanıt’a mesaj, daha doğrusu cevap çıkaracaklardır.
İki ihtimal var
Hilmi Özkök, Irak politikası üstüne bir revizyon öngörse bunu ulu orta açıklamaz, devlet geleneğine uygun yollarını bulurdu.
Buradaki amaç farklı olmalıdır. Çünkü iki gün önce Genelkurmay Başkanı Büyükanıt cumhurbaşkanının cumhuriyet değerlerine sözde değil özde bağlı biri olması gerektiği konusundaki 12 Nisan açıklamasını iki gün önce “Aynen arkasındayız” diye tekrarlamış, Özkök’ün çıkışı da hemen bunun üstüne gelmiştir.
Hilmi Özkök bu çıkışı ile Büyükanıt’a “Gül’e yönelik itiraz, genel seçimin sonuçları ışığında yeniden değerlendirmeye tabi tutulmalıdır” hatırlatması mı yapıyor?
Yoksa bu uyarıyı kamuoyu önünde yapmak suretiyle “Gerekirse ben de göreve hazırım” mesajı mı veriyor?
Bekleyeceğiz... Önümüzde heyecan verici günler var.
Eksiğimiz devlet adamı
Deneyimli devlet adamı Kâmran İnan son mülâkatında şunu demiş:
“Orta çapta bazı ülkeler devlet adamlarının çapıyla dünyada önemli roller oynuyorlar. Biz tersini yaşıyoruz. Türkiye dev bir devlet ama güçsüzlüğün tipik bir örneği haline geldi.”
Çünkü meydan acemi siyasetçilere kaldı.
Amerika’nın PKK konusunda çevirdiği entrikalar karşısında Ankara’nın suskun tavrı bu teşhisi acı bir şekilde doğruluyor.
Washington Times gazetesi ABD’nin PKK’ya karşı Kuzey Irak’ta Türkiye ile gizli askeri operasyon planladığı haberinin basına sızmasının başarı şansını büyük ölçüde azalttığını yazdı dün.
Sözde Amerika PKK’nın elebaşılarını yakalayıp Türkiye’ye teslim edecek, böylelikle iki müttefik arasında bozulan ilişkiler onarılacaktı.
Haberin basına sızdırılması şanssızlık değil sabotajdır.
Türkiye’nin devlet adamları kendilerini kanıtlamalı ve Bush yönetimini Amerikan halkına şikâyet etmeli, bu iki yüzlülüğü teşhir etmelidir.
Terör örgütüne karşı operasyon kararı deşifre oldu diye işgal ettiği topraklarda terörle mücadeleden vazgeçmek olur mu?
Bush yönetiminden ümit yoktur. Amerikan halkının vicdanına ve utanma duygusuna hitap etmeli!

