Özgürlük sınırı

Türkiye'de ne güvenlik kaygıları ile özgürlükler kısıtlanacak ne de özgürlükler dolayısıyla güvenlik ihmal edilecek..

Haberin Devamı

Türkiye'de ne güvenlik kaygıları ile özgürlükler kısıtlanacak ne de özgürlükler dolayısıyla güvenlik ihmal edilecek..

Başbakan sivil toplum zirvesinde bunun sözünü verdi.

"Kim başkasının özgürlük alanına müdahale ederse gereğini yaparız. Kim bu diyalog ve uzlaşma ortamını bozmak isterse gerekli cevabı veririz" dedi.

O zaman Diyarbakır Belediye Başkanı'na hemen cevap vermesi gerekiyor.

Çünkü Osman Baydemir'in sözleri, diyalog ve uzlaşma ortamını zehirlemenin ötesine geçip terörü meşru bir hak arama yolu gibi savunma alanına girmiştir.

Baydemir'in, Strasbourg'ta Avrupa Parlamentosu Başkanı Borell'e sunduğu raporda bakın ne yazıyor:

"Kürtlerin kendilerini ifade etme biçimlerinde şiddet yöntemleri kullanması, devletin inkâr-baskı politikaları ile diyalektik bir ilişki içerisindedir."

Demeye getiriyor ki..
1. Terör de bir ifade biçimidir,
2. İizlediği politikalar nedeniyle Türk devleti bunun müsebbibidir!

Türkiye özgür bir ülke olmalı, kimse düşüncelerini açıkladığı için baskı ve zarar görmemeli.

Ama insaf!
Düne kadar dillerini öğretemiyor, yayın yapamıyor ve kültürlerini geliştiremiyorlar diye sürüklendikleri isyanı, şiddet yöntemi kullanarak ifade edenler, bu hakları aldıkları halde aynı şiddet dilini kullanmaya devam edişlerini nasıl açıklayacaklardır?

Kimse kendini kandırmasın. PKK'ya meşruiyet kazandırmak isteyenler Başbakan'in tedbirsiz çıkışını kullanmışlardır ama önümüzdeki acil sorunun "terör sorunu" olduğu gerçeği kaybolmamış, tam tersine netleşmiştir.

"Kültürel hak, bireysel hak" bahaneleri ortadan kalktığına göre hedefleri millet ve vatan bütünlüğünü bozmaktır.

Anayasa'yi ortadan kaldırmanın hiçbir yerde özgürlük kapsamında olmadığını herhalde biz de öğreneceğiz!

Ankara'dan iyi haber
Ekonomideki olumlu göstergeler niçin hayatımıza yansımıyor diye kahrolup duruyorduk.

Galiba kötü günler bitiyor. Ankara'da 370 ile 550 bin dolar fiyatla satışa sunulan 44 villaya yüzün üzerinde talep gelmesi ve firmanın noter çekilişine başvurmak mecburiyetinde kalması umutlu, hayırlı ve heyecan verici bir gelişmedir.

Türkiye'de liberal ekonomi var deniyor ama inanmayın, bütün kararlar yine Ankara'da veriliyor.

Ülkenin ekonomisini dar bir siyasi
elit ile başkentte oturan bürokratik oligarşi durduruyor, kaldırıyor, hızlandırıyor, yavaşlatıyor.

Bu aktivite sadece ülkenin değil, kendilerinin ekonomisini de etkiliyor. Rahmetli Özal'ın "Benim memurum işini bilir" sözü, takdir içeren bir tespitti.

Ankara'da lüks konuta yönelik bu talep patlamasında dileriz siyaset ve bürokrasi dünyasının da etkisi vardır. Eğer öyleyse başkentte işler tıkırına girdi demektir!

Ankara bebekli anneler gibidir. Orası anne, bizler çocukları..

Annemiz yiyorsa sevinmeliyiz. Yakında bize süt olacaktır. Sabır..

DİĞER YENİ YAZILAR