Kuzey Afrika’da iki rejimi bir ayda deviren özgürlük ateşi bir anda Libya’yı da sardı.
Kaddafi, Müslüman dünyanın asker kökenli diktatörleri arasında uç bir örnek. Zulmettiği insanlardan yalnız itaat beklemiyor, minnet de duymalarını istiyor.
Bu ruh hali nedeniyle ayaklanan halkına nankör gözü ile bakmış, göstericilerin üstüne dışardan getirdiği paralı askerleri göndermiştir.
Kaddafi 41 yıllık iktidarının en büyük ayaklanması ile karşı karşıya bulunuyor.
Son üç günde 46’sı Bingazi’de olmak üzere 100’ü aşkın göstericinin, çoğu kalp ve kafalarına sıkılan kurşunlarla öldürüldükleri bildiriliyor.
Amerika ve AB, Tunus ve Mısır’ın devrilen rejimlerine yaptığı çağrıyı Kaddafi’ye de yaptı.
Ama sokağa dökülen kalabalıklara hoşgörü gösterilmesi çağrıları bu ülkede karşılık bulmadı.
Son haberler, Kaddafi güçlerinin başkent Trablus’ta durumu kontrol altına aldıklarını gösteriyor.
Şu andaki soru şu: Sivil toplumun gücü diktatörü devirmeye yetecek mi?
Yetmese bile Kaddafi’yi reformcu adımlar atmaya mecbur edecek mi?
Türkiye modeli uymaz
Müslüman dünyadaki özgürlük ateşinin kontrol dışına çıkmış bir orman yangınına dönüşmesi, dünya barışı için tehlikedir.
Nitekim Tunus ve Mısır’dan sonra dikkatler Yemen ve Bahreyn’e yönelmişken Libya’dan alevlerin yükselmesi, ortamın sürprizlere açık olduğunu gösteriyor.
Ama aklı selim, Arap dünyasındaki değişimin kontrol altında yürümesi gerektiğini emrediyor.
Türkiye’nin model alınması konusundaki akımı desteklemek pratik görünmekle beraber akılcı değildir.
Mısır’ın kendi modelini kendi yaratması gerekir. Ancak bu başarılırsa öteki Arap ülkelerinin de kabul edeceği bir örnek yaratılmış olacaktır.
Büyük zorluklar var. Mübarek gitti ama ülke askeri yönetim altındadır. Geçiş acele getirildiği takdirde demokrasiye gittiğini zanneden Mısır, eski günleri aratacak karışıklıklara sürüklenecektir.
Özgürlük harcanamaz
Çünkü şu anda örgütlü tek siyasi güç Müslüman Kardeşler’dir. Müslüman Kardeşler Mısır’daki devrimde göze batmamaya çalıştı.
İktidarı elinde tutan askerin güvenini kazanmak ve örgütün lider kadrosunu tehlikeye atmamak ancak böyle mümkün olurdu. Bunu başardılar.
Model meselesine gelince... Türkiye modeli değil ama içindeki AKP alt modeli Müslüman Kardeşler’e ilham kaynağı olmuştur büyük ihtimalle.
AKP tecrübesi, siyasal İslâmı iktidara getirmek için demokrasiden daha uygun bir “araç” bulunmayacağını ispat etti. Hamas tecrübesi de üstüne cesaret arttırıcı bir başarı oldu.
Müslüman Kardeşler demokrasi diye yanıp tutuşmuyor; 83 yıldan bu yana Mısır’da iktidarı ele geçirmek için mücadele ediyor.
Peki ne için dua edeceğiz?
Bütün bu korkular ve tehlikeler devrimin sunduğu demokrasiye yürüme fırsatını reddetmenin, onu ziyan etmenin bahanesi olamaz.
Demokrasiye şans tanınmalı ama Tahrir Meydanı’nda oluşan büyük koalisyonun bir an önce Müslüman Kardeşler’le yarışacak etkinlikte bir siyasi güç haline gelmesi de teşvik edilmeli!
Özgürlük ateşi
Haberin Devamı

