Özgür irade

Haberin Devamı

Millet Meclisi dün tarihi kararlarından birini verdi. Olay, dikta heveslerine onurlu bir başkaldırıdır!

Anayasa değişiklikleri içindeki üç sakıncalı konudan biri dün ele alındı.

Parti kapatma davası açmayı meclis iznine bağlayan madde 330 oyun altında (327) kaldığı için düştü, reddedilmiş oldu.

Hukuk otoriteleri, yargı yetkisini meclise devreden bu maddeye, hukuk devleti ve kuvvetler ayrılığı ilkesini ihlâl ettiği için karşı çıkıyordu.

Paketin 8’inci maddesi dün meclisten ve sonra da referandumdan geçseydi parti kapatmak fiilen neredeyse imkânsız hale gelecekti.

Anayasayı güvencesiz bırakan bir düzen demokrasi için tehdit ve tehlikeler doğurur.

Demokratik rejimin kendini hukuk içinde savunma gücüne sahip bulunması yalnız düzeni değil, partileri de korur.

Nitekim AKP laiklik karşıtlığı nedeniyle kapatılmaktan kıl payı kurtulduktan sonra din sömürüsü konusunda eskiye oranla çok daha dikkatli davranmıştır.

Dün 8’inci madde düşmemiş olsaydı “Demoklesin Kılıcı” etkisini kaybedeceği için din ticareti yeniden kazanç kapısı haline gelecekti. AKP de bu madeni eskisinden daha rahat işletecekti. Hedef de buydu!

Yani meclis kararı yalnız hukuk devletini değil AKP’yi de korumuştur.

Bağımsız ve itibarlı hukukçular, Anayasa Mahkemesi’nin ve HSYK’nın yapısını değiştirerek bu kurumları iktidar uydusu haline getirecek maddelerin yol açacağı tahribata karşı da ülkenin korunması gerektiğini tekrar tekrar söylüyorlar.

Düne kadar tek ümit kapısı değişiklikleri iptal edeceğine güvenilen Anayasa Mahkemesi idi. Ama yargıya ihtiyaç duyurmayacak bir sigortanın var olduğunu şimdi biliyoruz.

İktidar milletvekillerine baskılar dünkü olay nedeniyle çok artacaktır ama ne yapalım; bir yolunu bulup görevlerini yapacaklar.

Demokrasi sorumlu, onurlu, cesur insanlar istiyor!

Ava giden avlanır!

Başbakan Erdoğan’ın İnönü’yü Hitler’e benzeten sözleri büyük tepki doğurdu.

İnönü, Cumhuriyet’in kurucu babalarından biridir. Ona yönelik saldırının bir adım ötesi Atatürk’tür.

Siyaset sağlam kalmış hiçbir değer, hiçbir kutsal bırakmayacak mı?

Milli vicdanı inciten haksızlıklar pahasına elde edilmek istenen şey nedir?

Eğer maksat gündemi değiştirmekse, buna mirasyedi savurganlığı demek lâzım.

İnönü, 2. Dünya Harbi’nde Türkiye’yi cehennem ateşinde yanmaktan koruyan ve kurtaran dehanın sahibi değil midir?

Özal bile harp sırasında can derdine düşmüş komşunun elinden Ege’deki adaları alma fırsatını değerlendirmediği için İnönü’yü eleştirmişti.

Hitler’e benziyor olsaydı İnönü böyle mi yapardı?

Pazar günü Başbakan’ın danışmanı Yalçın Akdoğan Hürriyet’te şöyle bir tüyo veriyordu:

“Büyük tartışmaların olduğu bir gündemde Başbakan ilgisiz bir tartışma başlatıp o büyük tartışmayı gölgeleyebiliyor.”

Ölmüş bir devlet adamının arkasından kötü konuşulmaz.

Anayasa paketi geçirilirken milletvekillerine baskı uygulanarak ağır bir demokrasi ayıbı işleniyor. Erdoğan bu ayıbı örtmek için İnönü polemiği açmış olabilir mi?

Olabilir ama “Ava giden avlanır” sözünde ifadesini bulan kadere mahkûm olmuştur.

Hitler benzetmesini yaptığı gün Başbakan’ın “Her işletme bir işsizi işe alsın” önerisini geri çeviren TOBB’un 16 şirketinde “intikam denetimleri” başlatıldığının duyulması diktatör tartışmasına açıklık getirmiştir. Çünkü...

“Bak şu konuşana” dedirten rastlantı diktatörü arayana doğru adresi gösterir!

DİĞER YENİ YAZILAR