Bir delinin kuyuya attığı taşı çıkarmak için kırk akıllı işini gücünü bırakıp kuyuya atlıyorsa onların aklından da şüpheye düşmek gerekir!
Tarihi önemini belki yine geç fark edeceğimiz bir genel seçime gidiyoruz. Tartıştığımız konular, üç ay sonra seçim yapacak bir toplumun sorunları mıdır?
Entrikanın politika diye yutturulduğu bu karmaşa elbet proje üretecek değildir; fitne iftira, itibarsızlık üretiyor.
Halkta gerçek gündemini unutturacak korkular uyandırmak isteyenlerin hedefi tabii ki kendilerini o karanlıkta bir ümit ışığı gibi pazarlamak...
Kamu vicdanının ne kadar etkili bir ahlâk ve güvenlik sigortası olduğunu son tutuklamalarla bir kez daha gördük. Bu sigorta basının nefessiz bırakıldığı ortamda bile görevini yaptı.
Ergenekon kim?
Ergenekon hayaleti ile oynayan güçler nasılsa bir hata yapacaktı. Son tutuklamalar kurulan tuzağı halkın fark etmesine yardım etti.
Nedim Şener ile Ahmet Şık’ın tutuklanmaları “oyunun kırılma anı”dır.
Dün bir okurum isyan halinde soruyordu:
“Allah aşkına bu Ergenekon kim ve ne?.. Eğer gladyo ise faili meçhuller neden kapatılıyor? Eğer derin devletse Susurluk neden yok? Eğer dış güçler ise soruşturmalarda yabancı ülkelerden bir tanesinin adı bile neden geçmiyor?”
Kötü giden bir oyunun kırılma anı, iyiliğe dönük başlangıçtır.
Şimdiki ümit yalnız kamu vicdanının tepki vermesinden doğmuyor.
Asıl o tepkinin güç kullanan adreslerce algılanmasından kaynaklanıyor.
Bu defa farklı...
Son tutuklamalara tepkiler üzerine önce Başbakan Erdoğan’dan ses geldi.
Başbakan “Asıl olan adaletin gecikmeden tecelli etmesidir. Bizim dertli olduğumuz burasıdır. Bu süreç uzamasın, dosyalar masaya getirilsin, karar verilsin” dedi.
Tepkilerden Cumhurbaşkanı da etkilendi. O da “Savcılardan ve mahkemelerden sorumluluklarını yerine getirirken daha titiz davranmalarını, insanların ve kurumların onur ve hukuklarının zedelenmesine yol açmayacak şekilde davranmalarını beklemekteyim” dedi.
Siyaset bizde buz üstüne yazılmış yazı gibidir. Cumhurbaşkanı ve Başbakan yarın bambaşka şeyler söyleyebilirler. Ama ümit etmek için bu defa farklı bir sebep var:
İstanbul Emniyeti istihbarattan sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer dün görevinden alındı.
Yılmazer, Ergenekon ve bağlantılı tüm operasyonların “başoperatör”ü olarak görev yapmıştı.
Nedim Şener’in kitabında Dink cinayetindeki ihmali ile suçlamış, Hanefi Avcı’nın kitabında ise cemaatin Emniyet’teki temsilcisi olduğu iddia0 edilmişti.
Yılmazer’in bu suçlamaları reddederek iftira davaları açtığını kaydederek yüksek beklentilerin önünü keselim.
Ama yine de şu kadarına kefil olabilirim:
Gelecekte komplolar günlerimizi, hayatımızı eskisi kadar kirletip karartmayacak!
Oyunun kırılma anı
Haberin Devamı

