Oyuna gelen muhalefet

Haberin Devamı

Gelişmiş toplumlar olduğundan farklı görünen siyasetçilerin foyasını çabuk çıkarır.

Önce iddialarını çürüten gerekçelerle yalanlar ortaya dökülür, yetmiyorsa savlarını ispatlayacakları ortam “hodri meydan” diye halı gibi önlerine serilir.

Bu tecrübenin ibreti, gerçekler üstünde konuşmanın yararlarını kazandırır.

Bizim de artık siyasi tartışmaların kalitesini yükseltmemiz gerekiyor. Söylenen yeni bir şeyi önce iyi anlamak, sonra hangi amaçla söylendiğini irdelemek doğru bir tartışma yapmanın koşuludur.

Mesela Başbakan Erdoğan’ın “Tarihi özeleştiri” diye VATAN’ın manşetine çıkan demeci... “Farklı etnik kimlikte olanlar ülkemizden kovuldu. Acaba kazandık mı? Bu aslında faşizan bir yaklaşımın neticesiydi. Bu hatalara zaman zaman biz de düştük...”

Siyasi muhalefetin tepkisi ne oldu?

“Yalan” diye ayağa kalkmak ve iktidarı devlete iftira atmakla suçlamak...

Evet, bölücülere altı ay önce “ya sev, ya terket” çağrısı yapan da, bir hafta önce Türkiye’deki 40 bin Ermeni vatandaşının sınırdışı edilebileceği gözdağını veren de aynı Başbakan’dı ve Brüksel’de “Eğer Ege’de Rumlar, Türkiye’nin pek çok yerinde Ermeniler yaşamaya devam etseydi bugün acaba aynı milli devlet olabilir miydi?” diye soran kişi de bu hükümetin Savunma Bakanı’dır.

Doğru ama Başbakan’ın zikzaklarını teşhir etmek, söylediği önemli bir sözü çöplüğe göndermeyi haklı kılar mı?

Unutkanlık olamaz

Ne yazık ki muhalefet bu yanlışa düşmüştür.

CHP’nin eleştirilerini “Kimse etnik kökeninden ötürü Türkiye’den gönderilmedi” savı üstüne kuranlar, beyhude nefes tükettiklerini bilmiyorlar mı?

Oysa yapılması gereken ilk iş Başbakan’ı ne demek istediği ve bu hareket noktasından nereye ulaşmaya çalıştığı konusunda daha açık konuşmaya zorlamak olmalıydı.

Başbakan’ın “Farklı etnik kimlikte olanlar ülkemizden kovuldu” tespitine dayalı pişmanlık beyanı hangi yeni politika açılımının işaretini veriyor?

Zikzakların teşhirinden daha önemli değil mi bu sorunun cevapları?

Kürt sorununa yaklaşımlar da bu tarihi pişmanlıktan etkilenecek mi, özeleştiri içeren bu sözler zaman zaman kışkırtılan Yahudi düşmanlığı günahlarına fren etkisi yapacak mı; en azından muhalefet bu cevapları merak etmez mi?

Zahmetsiz reklâm...

“Yalancı” ve “hain” dediğiniz zaman bunları öğrenme hakkınızı kaybediyorsunuz.

Hata yapan muhalefet kendi kaybettiği gibi topluma da kaybettiriyor.

Devlet adamlarının görevi devletin ayıplarını örtmek değildir.

Bu muhalefet stratejisi sayesinde AKP hak etmediği iç ve dış krediler kazanıyor.

Başbakan partisinin reytingini yükseltmek istediği zaman kendilerine övgü kazandıracak bir adımı, doğru dürüst bir projelendirme bile yapmadan ortaya atıyor.

Muhalefetin nasılsa tepki koyacağını bilmenin rahatlığı içinde böyle hareket ediyor.

Sonuçta ne oluyor?

Kimse “AKP mecliste sahip bulunduğu ezici çoğunluk gücüyle, sahiden istese bu dediklerini muhalefeti dinlemeden yapabilir. Ama yapmıyor. Böylece sevabını kendi alıp günahını muhalefete yıkıyor” diye düşünmüyor.

Gerçekten de her siyasi oyunun son perdesi şu manzara ile kapanıyor:

İslâmcı AKP yenilikçi oluyor, devrimci CHP ise tutucu...

Çarşaflıları buyur eden yaratıcılığı CHP’nin başka alanlarda da denemesi lâzım!









DİĞER YENİ YAZILAR