Türban yasağının kaldırılmasını isteyenlerin bile bir kısmı “mahalle baskısı” dendiği zaman duruyor...
Çünkü öyle bir durumda türban baskılarına karşı türban yasağını sığınak olarak kullanan kadınlar, kızlar savunmasız kalacak, direnemeyecek, teslim olacaklardır.
Laik cumhuriyetin ölümü buradan başlayacaktır!
Laiklik olmayan yerde demokrasi olur mu? Toplum Müslümansa olmaz.
Çünkü din-devlet ayrımı meselesini Batı çözmüştür ama Müslüman toplumlar çözememiştir. Din devleti bizde bile seksen yıldır pusuda bekliyor, yorulmadan, usanmadan toplumu tarikat, cemaat örgütlüyor.
Yani bizde denklemi şöyle kurmak gerekiyor:
Türban yasağı kalktığında Türkiye’de laik rejim gerileme sürecine girecek midir? Evet...
Bu olay demokrasinin de ipinin çekilmesi anlamına gelmez mi? Tam tamına öyle...
Tarafsız bilim adamı
Öyleyse anlı şanlı bilim adamları demokrasi aşkına “türban yasağını kaldıralım” derken öbür yanda laiklik ilkesinin güvence altına aldığı demokratik özgürlüklerin tehlikeye gireceğini gördükleri, bildikleri halde niçin doğru tarafta dimdik duramıyorlar?
Sosyoloji alanında hocaların hocası sayılan Prof. Şerif Mardin son mülâkatında, türban yasağının kalkması şartına bağlı olarak şöyle diyordu:
“Türkiye’de kendi durumlarının tehlikede olduğunu düşünen kadınları haklı buluyorum!”
Baskıcı bir irtica tehlikesi ile laiklik arasında tarafsız kalmak, bilim adamı olmanın koşulu mudur?
Tespitlerini bilimsel tarafsızlıkla ortaya koyduktan sonra toplum yararına olanı övmek, özendirmek, hedef göstermek, bilim adamlığına herhalde ters düşmez.
Hazreti Ali’nin şu sözünü kesip başucuna yapıştırması gereken çok adam var bu ülkede:
“Âlimin zilleti, geminin parçalanması gibidir. Hem kendini, hem başkalarını batırır!”
Taraflı Cumhurbaşkanı
Abdullah Gül’ün de Cumhurbaşkanı kimliğini “türban takan eş” kimliğinin önüne geçirmesi gerekiyor artık. Kıbrıs gezisi sırasında, Prof. Mardin’in sözlerini hatırlatarak “Yasak kalkarsa kızların başını örtmesi için mahalle baskısı oluşabileceğini, kadınların korkması gerektiğini söylüyor. Siz ne düşünüyorsunuz?” diye sormuşlar.
O da “Türkiye’de mahalle baskısı olmaz; neden olsun?” demiş. Türkiye’nin İran’a, Malezya’ya benzemeyeceğini söylemiş.
İstesek de inanamayız sözlerine. Çünkü taraftır. Ancak şunu derse inandırıcı olur:
“Biz izin vermezsek bir şey olmaz. AKP iktidara gelmeden önce her Cuma çıkışı camilerin önü gösteri alanı oluyordu.
Biz geldikten sonra hiç gördünüz mü?”
Evet, bu gerekçe inandırıcı olur ama çok da ayıp olur.
Tarafsız bilim adamları, taraflı Cumhurbaşkanı... Şansa bakın!
Gül, konutta türban yandaşlığı yapsa da kamu alanında tarafsız olmak zorundadır. Çünkü artık Cumhurbaşkanı.
Tarafsız olacağına, laikliğe bağlı kalacağına yemin etti!
Oynamayın!
Haberin Devamı

