Ermeni diasporası ve Fransa’nın hasis siyasetçileri, müzmin başağrısı nöbetlerimizin önde gelen sebepleridir.
Fransa on yıl önce Ermeni iddialarını soykırım olarak kabul etti.
Ardından soykırımı inkâr edenlere bir yıl hapis ve 45 bin euro para cezası öngören bir teklifi yasama sürecine soktu.
Bu teşebbüs sağduyuya çarptı.
Fransız Meclisi’ni ırkçı nefretin tuzağına düşmekten şu görüş korudu: “Parlamentoların rolü tarihi olayları değerlendirmek ve yasa çıkartarak ceza koymak değildir!”
Gerçekten de soykırım suçlaması, kişilere yöneltilebilir ve bunun kararını da ancak uluslararası yetkili mahkemeler verebilir.
Fransa soykırımı kabul ettiği 2001 yılında çiğnedi bu şartı. Sabıkalı meclisi şimdi Türk halkını ve devletini hedef alarak ceza yaptırımı getirecek!
Fransa’nın güçlü aydın birikimi bugüne kadar defalarca bu çirkin oyunu son aşamada da olsa bozmayı başarmıştır.
Ama bu defa sağduyunun sonuç almasına yetecek kadar zaman kalmayacak görünüyor.
Meclisteki oylama 22 Aralık’ta.
Bu ciddi bir zorluk...
Daha önemlisi, genel seçime altı ay kaldı. Ermeni oylarına tamah eden bu çirkin oyun Ermenileri hayal kırıklığına sürükleme riskini göze alamaz.
O nedenle ne kadar kozumuz varsa tümünü hemen kullanmakta yarar vardır.
“Arşivleri açtık gelin, bakın” demenin çözümü tarihçilere bırakma önermelerinin hiç bir yararı olmaz Fransa’ya karşı.
Oy uğruna adaletini yitirmiş ahlâksızlık durdurulamaz. Başbakan Erdoğan’ın Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’ye yaptığı akıllı uyarılar korkarız ki işe yaramayacaktır.
Meclisi ile, hükümeti ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu iftiracı saldırıya tepki göstermelidir.
Cezayir’deki katliamları sebebiyle Fransa bu hakareti daha fazla hak ediyor. Misilleme olarak aynı yasa TBMM’den çıkarılabilir.
Fransa’da görevli diplomatlarımız, her fırsatta “soykırım olmadı” diye meydan okuyabilir. Bakalım ifade özgürlüğünü hoyratça çiğnemenin utancına ne kadar katlanacaklar?
Siyasetçilerimiz yaratıcılıklarını kullansınlar.
Sınır Fransa halkının onurudur.
Adalet ve ahlâk sahibi insanlar az değildir bu ülkede; onlar kaybedilmemeli.
Fransa hep var olacak ama Sarkozy geçicidir.
İlk seçimde ırkçı nefreti ile beraber kuruyup düşecektir!
İyi ki Japon değil!
İngiliz Economist dergisi bizce yanılgıya düştü.
Başbakan Erdoğan’ın rahatsızlığı sırasında doğan boşlukta yaşanan güç çekişmesi değerlendirilirken Bülent Arınç’a biraz fazla şans tanınmış.
“Erdoğan’dan boşalacak koltuğu en çok isteyen isim olarak Arınç’ın konuşulduğu” yazılıyor.
Eskiden belki ama artık olamaz.
Arınç son zamanlarda iki önemli adım attı.
Bir “Erdoğan’a biat etmediğini” söyledi;
İki “Gül’ün veto ettiği Şike Yasası’nı bir daha Meclis’e getirmeye kimsenin cesaret edemeyeceğini” iddia etti.
Sonra bütün bir gün boyu pişmanlığını dinledik TV ekranlarında.
“Bunları söylemem bağışlanmaz bir hatadır” dedi.
Şükretmeli ki Japonya’da doğmuş bir siyasetçi değil.
O özrün ardından izleyeceğimiz görüntülere çok üzülürdük çünkü.
Şimdi gülüyoruz çok şükür.
Çünkü kimsenin burnu kanamadan yine olması gereken oluyor.
Arınç Japon gibi kendini öldürmemiş, sadece iddiasını öldürmüştür!
Oya tapan ahlâksız!
Haberin Devamı

