Oy avcılığı

Acaristan masal kenti çağrışımı yapıyor. Acaristanbul ise masal dünyasının gerçek yaşamla buluştuğu yer..

Haberin Devamı

Acaristan masal kenti çağrışımı yapıyor. Acaristanbul ise masal dünyasının gerçek yaşamla buluştuğu yer..

Birçok aile, hayallerinde inşa ettikleri bahçeli evlerin burada gerçekleşeceğine inandı.

Türkiye bir hukuk devleti ama siyaset karıştığı her değeri nasıl belirsizliğe sürüklüyorsa Acaristanbul da bugün aynı sisler tarafından perdelenmiş haldedir.

Ruhsat iptaline ilişkin Danıştay kararına dayanarak dün toplanan Beykoz Belediye Encümeni, Acaristanbul’daki villaların yıkımına karar verdi.

Bu karar kolay çıkmadı. Çünkü inşaat iznini belediye vermişti. Projenin sahibi olan şirket mahkemeye başvurabilirdi. Encümen üyeleri 42 milyon YTL’lik tazminat davalarına muhatap olacaklarından korkuyorlardı.

AKP iktidarı da Orman Bakanlığı kanalı ile bu kavgaya taraf olmuştu. Çünkü seçim yılında burada “maden” keşfetmişlerdi:

Zenginlerin villaları yıkılarak varoşlardaki oy depolarına mesaj verilecek, çevreci hassasiyet gösterisi ile de aydınlar ve zenginler fethedilecekti.

VATAN muhabirlerinin elde ettiği bilgiler, bu uğurda göze alınan riyakârlığın utanç verici boyutlara ulaştığını gösteriyor.

Dünkü encümen toplantısından bir gün önce üyeler, belediye başkanı ve AKP ilçe başkanı ile birlikte Hidiv Kasrı’nda gizli toplantıya çağrılıyor.

Orman Bakanlığı Müsteşarı, bakanlığın iki hukuk müşaviri ile beraber encümen üyelerine “Siyasi prestijimiz için yıkım kararı almak zorundasınız” diyorlar.

“Siz yıkımı onaylayın yeter. Villaları yıkmayız, tazminat tehlikesi de doğmaz” diye güvence veriyorlar.

Buna rağmen 3 üye sözlere güvenemediği için karşı oy kullanıyor, yıkım kararı 4 üyenin oluru ile çıkıyor.

Demokrasi ahlâkı açısından kâbus gibi ama AKP bize sürprizlerle dolu bir hayat yaşatıyor!

*****

Yararlı korku
Gazete hazırlayanlar sık sık “Okurların içini fazla mı karartıyoruz?” diye şüpheye düşerler.

Ama bu ülkede iyimserlik üretmenin, insanları savunmasız hale getirmek olacağını nasıl unuturuz?.

Asayiş sorunu kentlerde terör etkisi yapıyor. Kimi cezalar için yetersiz diyor, kimi hakimlerin takdir hakkını toplumsal korunma ihtiyacına cevap verecek yönde kullanamadığını söylüyor.

Öte yandan İstanbul, görünür bir gelecekte yıkıcı bir depremin tehdidini yaşıyor.

Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Gülay Altay “Çok acı verici bir durum hissediyorum” diyor.

İstanbul’un eski binaları yıkılmak için depremi bile beklemiyor. Peki yeniler? Prof. Altay “maalesef onların da iç açıcı durumda olmadıklarını” söylüyor.

Bunları saklayalım mı?

Korku hayalen üretiliyorsa yanlıştır ama gerçeğe dayanıyorsa halk bilmelidir.

Elinden bir şey gelmese bile baskı yaratabilir.

Seçim yılında partileri bu konularda projeler üretmeye mecbur eden bir kamuoyu baskısı yaratmak fena mı olur?

DİĞER YENİ YAZILAR