Otorite olmazsa

Haberin Devamı

Kızmak için çok sebep var ama tepkilerimizi yine de kırıp dökmeden belli eden çağdaş bir toplum olamayacak mıyız?

Hafta sonunu Fenerbahçe-Galasataray maçında yaşanan yüz kızartıcı olayların üzüntüsü ile geçirdik.

Özelde profesyonel futbolun, genelde asayişin adalet ve disiplin içinde yönetilememesinden kaynaklanan kötülüklerin bir gün böyle bir patlama getireceği belli idi.

Uzun bir sezonun sonunda şampiyonluk yarışından arındığı için geleneksel rekabetle tatlandırılmış festival havasında geçmesi gereken bir maç, eski Roma’nın arenalarında görülenden beter bir vahşete dönüştü.

Beter diyorum çünkü arenalarda dövüşenler ortada, seyredenler tribünlerdedir. Bu maçta tersi oldu, sporcular tribünlerin ayrımsız husumeti karşısında acınacak durumlara düştüler.

Bir gün sonra Yozgat-Sorgun’da kadın ticareti yaptığı öne sürülen bir adamın sebep olduğu tahrik iki bin kişiyi, aynı beynin yönettiği bir canavara dönüştürdü.

Taş ve sopalarla saldıran kalabalık, fuhuş yapıldığı iddia edilen beş evi ateşe verdi.

Can kaybı olmaması şanstır ama toplumsal öfkenin bu kadar kontrolsüz bırakılması ve beş evi yakana dek müdahale görmemesi düşündürücüdür.

Evet, toplumsal öfke çağımızın hastalığı ve gelişmiş toplumlarda da görülebiliyor. Ama bu tespit, şiddetin meşru bir alet olarak kabul görebileceği anlamına asla gelemez.

Hayatın yüksek sesle yaşandığı bir çağdayız. Türkiye’de bağırmak için çok sebep var. Ekonomik adaletsizlik var. Siyasal, hatta kültürel dışlanmalar birçoğumuzu zıvanadan çıkarıyor.

Ama demokrasi bu haksızlıklara tepki göstermek için vardır. Devlet ve yasalar da bu tepkileri kimse zarar görmeden ortaya koymak için...

Eleştiri ile şiddet arasında onlarca çıkış yolu varken niçin yakıp yıkmak?

Otorite çalışmazsa toplum şiddet döngüsüne giriyor, o arada bölünmeler artıyor, ardından çare diye otoriter bir düzen davetiye almış gibi gelip başımıza oturuyor.

Bunda elbet şiddete eğilimli vatandaşların günahları vardır. Ama asıl suçlular, eleştiri ve itirazın yasal sınırlarından taşıp şiddet alanına girmesine göz yuman eyyamcı, korkak ve basiretsiz yöneticilerdir.

İktidarlar çoğu zaman “bizdendir” diye bu tür yöneticilere ilişmiyor.

Peki ama otorite boşluğunun suça cüretlendirdiği vatandaşlarla onların zarar verdiği insanlar... Onlar kimden?

Bu slogan iyi değil

AKP’nin kullanacağı seçim sloganlarından biri pek hoşuma gitmedi.

Şöyle diyor: “Şimdi demokrasi zamanı.”

Peki sonra ne olacak?

Meydanlar cin gibi. Hiçbir açığı affetmiyor. Başbakan Erdoğan daha ilk mitinginde sloganlarının zenginleştirilmiş biçimini dev bir pankart halinde karşısında görebilir:

“Şimdi demokrasi zamanı; sonrası Allah kerim!”

Tayyip Erdoğan Cumhuriyet mitinglerinde dikkat çeken şu pankartı unutmasın ve halkın yaratıcı zekâsını hafife almasın:

“Demokrasi araç dedin; nerede ineceğini söylemedin!”

DİĞER YENİ YAZILAR