Deniz Feneri suç işlemek için oluşturulmuş bir çete midir? İş yavaş yavaş oraya gidiyor!
CHP lideri Baykal dünkü grupta Almanya’dan getirttikleri belgelere dayandığını söyleyerek dini duyguları sömürülen insanlardan toplanan paranın on yılda 900 milyon avro olduğunu iddia etti.
Yimpaş, Kombassan, Kanal 7 ve Deniz Feneri’nin, aynı zincirin halkaları olarak gözüktüğünü söyledi.
Almanya tarihinin en büyük dolandırıcılık suçunu işleyen kişilere “birkaç edepsiz” denilemeyeceğini belirterek Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ı eleştirdi.
Baykal’a göre terbiye eksiğini aşan bir “sistematik” söz konusudur ve toplanan paralar yolsuzluğu yapan kişilerin özel çıkarları için değil Ankara’daki başka bazı hesaplar, çıkarlar için harcanmıştır.
İktidara destek olacak televizyon kurulmuştur gemi alınmıştır, karanlık işler çevrilmiştir.
CHP lideri dün yeni bir iddia ortaya attı:
“Kanal 7’nin kurucusu olan kişi soruşturmayı yürüten Alman başkomiserini Türkiye’ye kendi misafiri olarak çağırmıştır.” Baykal bunun belgeyle tespit edildiğini söyledi.
Birkaç edepsizin üstesinden geleceği işler midir bunlar?
Bülent Arınç’ın Deniz Feneri konusundaki çark edişi, dindar kitlenin soyulmasını İslâmcı siyasetçilerin görmezlikten geldikleri yolundaki kanaate kuvvet kazandırıyor.
Hatta şöyle bir soruyu hatıra getiriyor:
Deniz Feneri hakkındaki keskin fikirlerinden vazgeçmesi, acaba Arınç’ın Başbakan Yardımcısı koltuğuna oturmasının peşin şartı mıydı?
Arınç uyandırdığı adil, cesur, ahlâklı siyasetçi imajı ile kabineye girdi. Çünkü sade milletvekili olarak şunu demişti:
“Almanya’daki Deniz Feneri yöneticileri yoldan çıktılarsa Allah belalarını versin. Bunu derken maddi cezalardan da bahsettim. Yasalara aykırı iş yapanlar cezalarını görmelidir. Sadece bedduayla geçiştirilmemelidir!”
Sonra ne oldu?
Koltuğa oturunca belalı suç kabahat seviyesine indi, suçlular da “birkaç edepsiz” oldu.
Ama artık dönüş yok. Alman yargısı rezaletin boyutlarını görmüş, yeni soruşturma başlatmıştır. Türk tarafının adaleti engelleme çabaları iktidarın her gün daha çok kirlenmesinden öteye sonuç doğurmayacaktır.
Deniz Feneri, geminin karaya toslama noktasıdır.
AKP Deniz Feneri suçlularını korudukça kaybedecektir!
Manevi çıkar amaçlı
Siyasetçi Türkiye’de niçin sürekli itibar kaybediyor?
İşte size dünden iki taze örnek:
İstanbul Ümraniye’de 43 kaçak yapı yerle bir edildi. Aslında bunlara kaçak dememek lâzım. Çünkü her biri 29 Mart’ta “Oyum sana” taahhüdü karşılığı işbaşındaki belediye başkanından özel izinli yapılardır.
Seçim bitmiş, ortaklık ölmüştür!
İkinci haber meclisten... Meclis Başkanlığı 6 yılda dernek ve vakıflara 2 milyon 215 bin lira yardım yapmış.
Kendi döneminin 862 bin liralık yardımından 315 bin liralık aslan payını Meclis Başkanı olarak Bülent Arınç memleketi Manisa’ya göndermiş.
Köksal Toptan da memleketi Zonguldak’a 200 bin, komşu Bartın ile “hemşehri” Karadeniz illerine 410 bin lira tahsis etmiş.
Devlet kesesinden kişisel siyasi yatırım değil midir bu?
Burası, devlete hediye edilen bir tazıyı satıp parasıyla hayrat çeşme yaptıran bir Cumhurbaşkanı’nı (Celal Bayar) Yüce Divan’da “manevi çıkar amaçlı suiistimal” suçlamasıyla yargılamış bir ülkedir.
O yargılama yanlıştı. Ama şimdi siyasetçilerin yaptığı yanlış!

