Ordu hassasiyeti

Atatürk'ü Kocatepe'de gösteren figürün yer aldığı brövenin değiştirilmesine milletin gösterdiği tepki hedefine ulaştı

Haberin Devamı

Atatürk'ü Kocatepe'de gösteren figürün yer aldığı brövenin değiştirilmesine milletin gösterdiği tepki hedefine ulaştı.

Genelkurmay Başkanlığı, değişen Kara Kuvvetleri Komutanlığı brövesinin yeniden inceleneceğini dün yazılı bir açıklama ile kamuoyuna duyurdu.

Açıklamada Genelkurmay'a çok sayıda görüş ve tenkit geldiği "halkın hassasiyetinin dikkate alınacağı" ifade edildi.

Bu ön kabul, Atatürk figürü taşıyan eski bröveye dönüşün işareti sayılmalı. Halkın hassasiyeti demek ki askeri ikna etmiştir.

Bröve değişikliğine karar veren komuta kademesinin Atatürkçülüğünden izan taşıyan hiç kimse zaten şüpheye düşmemişti. Karar vericilerin atladıkları belki şuydu:

Türkiye hızlı bir değişim geçiriyor. Değişimde meydana gelebilecek tehlikeli sapmalara karşı sigorta olacak kurumlardan biri ordudur. Bir bröve değişikliği dahi irtica ve bölücülük tehdidinin arttığı bu dönemde halkı tedirgin edebilir.

Nitekim öyle olmuştur. Yeni karar rahatlama yaratacaktır.

Var olma iradesi..
Ordunun görevi ve millet gözünde ne ifade ettiği konusunda Atatürk'ün söylediklerinden daha veciz bir tarif görmedim:

"Ordu, Cumhuriyet aleyhine teşebbüslere karşı devlet ve hükümetin irade ve kuvvetini gösterir. Bu suretle herkesi devlet intizamından, devlet emniyetinden hissedar kılmak görevini yapar. Devlet ve hükümet gibi ordu da kendisi
için bir varlık değil, milletin yaşamak ve varolmak iradesinin bir şeklidir."

Açık ki, Türkiye'nin varolma iradesini zaafa uğratma amacı taşıyanların -tabii en başta irticai ve bölücü odakların- ilk hedefi Silâhlı Kuvvetler olacaktır.

Ama şu konuda da çok dikkatli olmak lâzım; rejimin sigortası olan orduyu korumakta aşırılığa kaçanlar ve kuruntularını gerçek zannedenler, bu değere ötekiler kadar zarar verebilirler.

Orduya siyaset sokmanın fesat sokmaktan hiçbir farkı yoktur.

Tehlikeli oyunlar
Askeri hiyerarşiyi entrika yoluyla değiştirme tuzakları kuranlar, Silâhlı Kuvvetler içinde asla muhatap ve yandaş bulamamalıdır.

Şemdinli olayında açık ve dolaylı biçimde defalarca varlığı iddia edilen derin devlet olgusunun bir hayalet gibi Güneydoğu'da dolaşmasına izin verilemez. Bu hayalet ne pahasına olursa olsun yok edilmelidir.

Böyle bir yanlışı, devlet yetkisi kullanan kişiler yapmış olsalar bile suç devletin değil onlarındır.

Devlet hile yapmaz, tuzak kurmaz. Suç işleyen kamu görevlisinin suçu kendisini bağlar, devlet onu saklar veya suçunu örterse bu kire bulaşır.

Yargının Şemdinli'deki esrarı çözmek konusunda göstereceği dirayet ve sürat, ülkenin istikrar ve güvenliği için büyük önem taşıyor.

Adalet için savcıların harcadıkları çabalara asker de en iyi niyetlerle yardımcı olmalıdır.

Çünkü zehirli şüpheyi ortadan kaldırmadan bu bölgedeki otorite boşluğunu gidermek imkânsız görünüyor.

DİĞER YENİ YAZILAR