Biliyoruz, şimdi malûm koro Ergenekon sanıkları yararına lobi yapmaya çalıştığımızı söyleyeceklerdir.
Somut örneklere dayalı adalet talepleri yargıya baskı oluşturmaz.
Mahkemeler üstünde asıl baskı, adı değişmiş DGM’lerin verdiği her tutuklama kararını alkışlayıp, salıverme kararlarının neredeyse tümüne “yuh“ çeken, yargıçları hayâsızca eleştirip suçlayan cazgır takımından geliyor.
Ergenekon’da yaşanan aşamalar ve özellikle de “yargısız infaz“ biçiminde kullanılan tutuklamalar, bu davanın ciddiyetini ve adalet sisteminin güvenilirliğini hem dışarda, hem Türk halkının vicdanında sorgulanır hale getirmiştir.
Bedeli ağır olacak
Türkiye’de devletin silâhı ile devleti ve rejimi vurma amaçlı tertipler ve bu amaçla suç örgütleri oluştuğu yolundaki iddialar, gerçekten hukuka uygun olarak saptanıp sorgulanıyor mu; bundan emin olmak ihtiyacı içindeyiz.
Çünkü siyasetin baskısı altına giren yargı, hukuktan ve insan hakları değerlerinden demokrasinin temel şartı olan adaletten sapabilir.
Hukukçular, çağdaş toplumlarda “istisnai tedbir” olarak uygulanan tutukluluğun bizde “peşin ceza” olarak kullanıldığını, bu yanlışın Türkiye’ye AİHM’de kaybedilen davaları sebebiyle ağır tazminatlar ve utanç şeklinde geri döneceği uyarısında bulunuyorlar.
En dramatik tanımlamayı dün Demokrat Yargı Derneği’nin Eşbaşkanı Orhangazi Ertekin yaptı.
Arkaları yok diye...
Ertekin kolay ve uzun süreli tutuklamanın “Türkiye’nin yanlış geleneği” olduğunu, siyasi gücü olmayanlara yargının hassas davranmadığını belirtiyor.
Silivri’de çoğu bir yılını, bazıları iki yılını geçiren Mehmet Haberal gibi bilim adamları ile Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan gibi gazetecilerin varlığını hatırlatarak şöyle diyor:
“Tutuklamanın bu kadar sürmesini çok anlamsız ve yersiz buluyorum!”
Ergenekon davasının yumuşak karnı, kamu vicdanını rencide eden bu uzun süreli tutukluluklardır. Devlete karşı bir suç tertibi varsa en kısa zamanda ortaya çıkarılmalı, suçlular cezalandırılmalıdır.
Tutuklanıp hapse atılan insanların çokluğu bu amaca varmayı kolaylaştırmıyor aksine zorlaştırıyor.
“Balyoz davasında suçlanan askerler YAŞ’ta ilerleme hakkından yoksun kalmayacak” açıklaması yapılmıştı ki aynı gün mahkemeden 102 yakalama kararı çıkarıldı.
Yüksek komuta ile ilgili tayin krizinin tavan yaptığı gece Başbakan ile Genelkurmay Başkanı’nın buluşmasına birkaç saat kala yakalama kararları kaldırılıverdi.
Kimse kendini kandırmasın böyle rastlantı olmaz.
Silivri’de sırtını herhangi bir güce dayamamış, bu yüzden bir yılını, ikinci yılını doldurmuş bilim adamları, gazeteciler var.
“Onların ordusu yok” diye yargının hassasiyetini uyandıracak bir siyasi güce sahip değiller diye bu insanlar içerde unutulmasınlar.
Zaten gereğinden fazla yattılar!
Onların ordusu yok...
Haberin Devamı

